Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye’de çatışmalı dönemin sona ermesine yönelik yürütülen sürece ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını belirten Vakıf; eşit yurttaşlık, hukuk, özgürlük ve toplumsal katılımın kalıcı barışın temel koşulları olduğunu vurguladı. Alevi kurumlarının sürece kurumsal düzeyde dahil edilmemesini eleştiren Vakıf, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi üzerinden yürütülen tartışmalara da değinerek Alevilerin tarihsel hafızasının küçümsenmesine karşı çıktı.

AHA Haber Merkezi – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye’de çatışmalı dönemin sona erdirilmesi, silahların susması ve sorunların siyaset ve hukuk alanında çözülmesine yönelik yürütülen tartışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Vakıf, barıştan yana tutumunun yeni olmadığını belirterek 2013 yılındaki çözüm sürecinde Ankara’da düzenlediği 3. Büyük Alevi Kurultayı’nı ve aynı dönemde yayımladığı çalışmayı hatırlattı. Açıklamada, barış sürecinin herhangi bir siyasi aktörün veya iktidarın dönemsel çıkarlarına indirgenmemesi ve toplumsallaştırılması gerektiği ifade edildi.

“Alevilerin Tarihsel Hafızasının Değersizleştirilmesini Kabul Etmiyoruz”

Son dönemde Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Vakıf, Kızılbaşlara yönelik tarihsel şiddetin Alevilerin kolektif hafızasında güçlü bir yere sahip olduğunu belirtti. Bununla birlikte geçmişte yaşananların bugünün Kürt toplumuna mal edilmesine de karşı çıkılarak, tarihsel hafızanın yeni önyargılar ve düşmanlıklar üretmenin aracı hâline getirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, “Türk-Kürt kardeşliği” veya “İslam kardeşliği” gibi formüller yerine eşit yurttaşlık anlayışına dikkat çekilirken, “Kardeşlik ancak eşitler arasında anlamlıdır” denildi.

Alevi Kurumlarının Sürece Dahil Edilmesi Çağrısı

Vakıf ayrıca TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek Alevi kurumlarının kurumsal düzeyde sürece dahil edilmemesini temel eksikliklerden biri olarak değerlendirdi. Alevilerin “hakkında konuşulan” bir topluluk değil, kendi kurumları ve sözleriyle sürecin doğrudan muhatabı olması gerektiği ifade edildi.

Barışın yalnızca Türkiye’deki gelişmelerle sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Vakıf, Suriye ve Ortadoğu’daki gelişmelerin de halkların ve inanç topluluklarının yaşam hakkı, eşitliği ve güvenliği temelinde ele alınması gerektiğini kaydetti.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın açıklamasının tamamı şöyle:

“Bugün de Aynı İlkesel Yerde Duruyoruz”

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, Türkiye’nin uzun yıllardır yaşadığı çatışmalı dönemin sona ermesine yönelik çabaları, silahların susmasını ve sorunların siyaset ve hukuk alanında konuşulmasını tarihsel bir gelişme olarak görüyoruz.

Barıştan yana olmak bizim için bugün aldığımız yeni bir siyasal tutum değil; küsleri barıştırmadan ibadete başlamayan inancımızın, acılarla dolu kadim tarihimizin ve toplumsal mücadelemizin doğal sonucudur.

Vakfımız, 2013 çözüm sürecinde 12 Mayıs 2013 tarihinde Ankara’da 3. Büyük Alevi Kurultayı’nı “Devletli Değil Toplumsal Barış” başlığıyla gerçekleştirmişti. Aynı dönemde yayımladığı “Barışa Kaçmak, Barıştan Kaçmak: Bir Süreç Değerlendirmesi” isimli çalışmada ise çözüm sürecinin herhangi bir siyasal aktörün mülkü olmadığını; hiçbir siyasi iktidarın seçim hesabına, iktidarını sürdürme arayışına ya da dönemsel siyasal çıkarlarına araç edilmemesi gerektiğini açıkça vurgulamıştı.

Ayrıca Alevilerin sürecin karşısında ya da yanında hizaya sokulacak bir topluluk olarak görülemeyeceğini ve barışın ancak toplumsallaştığı ölçüde gerçek ve kalıcı bir barışa dönüşebileceğini ifade etmişti.

Bugün de aynı ilkesel yerde duruyoruz.

Süreci desteklemek ile sürecin yöntemini, hukuki çerçevesini, kapsamını ve aktörlerini eleştirmek birbirinden ayrılmalıdır. Barış adına soru soranın barış karşıtı, sürecin yöntemini eleştirenin sürecin düşmanı ilan edildiği bir ortam toplumsal barış üretemez.

Son günlerde Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi üzerinden yürütülen tartışmaları dikkatle izliyoruz. 2013 sürecinde Öcalan’ın 21 Mart 2013 Nevruzu’nda dile getirdiği İslam kardeşliği vurgusunu eleştirmiş ve gerçek barışın kardeşlik değil eşitlik temelinde kurulması gerektiğini dile getirmiştik.

Söz konusu tarihsel dönemde Kızılbaşlara yönelen tarihsel şiddet, Alevilerin kolektif hafızasında güçlü ve birbiriyle bağlantılı çağrışımlar taşımaktadır. Bu hafıza yalnızca dönemin siyasal ittifaklarından değil, Kızılbaşlara yönelik aşağılayıcı reddiyelerden, dışlayıcı söylemlerden ve şiddeti meşrulaştıran fetvalardan da beslenmektedir.

Ancak geçmiş ile bugün arasında doğrudan bir özdeşlik kurmak da doğru değildir. Bizim için esas mesele, tarih boyunca Kızılbaşları ve sonrasında Alevileri değersiz, öteki ya da güvenilmez gösteren dil ve imgelerin günümüzde yeniden üretilmemesidir. Alevilerin bugün de hakaret, ötekileştirme ve şiddeti besleyebilen nefret söylemlerine maruz kalabildiği gerçeği karşısında bu hafızanın küçümsenmesini veya önemsizleştirilmesini kabul etmiyoruz.

Ayrıca, Alevilerin kaygılarını dile getiren aydınların, inanç önderlerinin, kurumların ve yurttaşların küçümsenmesini doğru bulmuyoruz. Aleviler düşüncelerini, taleplerini ve kaygılarını her zaman özgürce dile getirmeye devam edecektir. İkrar veren, ‘ölmeden evvel ölmek’ diyen bu Yol, değişimi ve dönüşümü zaten kendi içinde taşır. Aleviler geçmişleriyle yüzleşecek hafızaya, bugünlerini tartışacak kurumlara ve geleceklerine dair kendi sözlerini kuracak iradeye sahiptir.

Alevilerin tarihsel hafızasını korumak ne Kürt karşıtlığıdır ne de barış karşıtlığıdır. Aynı şekilde Kürt halkının haklarını savunmak da Alevilerin tarihsel kaygılarını görmezden gelmeyi gerektirmez. Alevilerin tarihsel hafızadan kaynaklanan endişelerinin değersizleştirilmesini kabul etmiyoruz.

Barış yalnız silahların susması değil, halkları birbirine karşı düşmanlaştıran, belirli kimlikleri sürekli tehdit ve şüphe nesnesi haline getiren dilin de terk edilmesidir.

Aynı eleştirel yaklaşımı kendimize de yöneltmek zorundayız. Alevilerin tarihsel acıları, bugünün Kürt toplumunu geçmişteki siyasal aktörlerin devamı veya tarihsel suçların doğal mirasçısı gibi göstermek için araçsallaştırılamaz.

1514’ü bugüne taşıyarak bugünün insanlarını geçmişin failleriyle özdeşleştirmek “72 millete bir nazarla bakan” inancımızla uyuşmaz. Hafıza, yüzleşmek, anlamak ve aynı acıların tekrarlanmamasını önlemek içindir; başka halklara karşı yeni önyargılar ve düşmanlıklar üretmek için değil.

Bu nedenle “Türk-Kürt kardeşliği”, “İslam kardeşliği” veya başka herhangi bir kardeşlik formülünün eşit yurttaşlığın önüne geçirilmesine karşıyız. Kardeşlik ancak eşitler arasında anlamlıdır. Barışın temeli herhangi bir etnik veya dinsel yakınlık değil, haklarda ve özgürlüklerde eşitlik olmalıdır.

Barışın toplumsallaşabilmesi ve kalıcı hale gelebilmesi için toplumun bütün kesimlerinin sürecin öznesi olarak görülmesi gerekir. Alevilerin ve Alevi kurumlarının yürütülen sürece kurumsal düzeyde dahil edilmemesi ve görüşlerini ifade etmek üzere davet edilmemesi temel eksikliklerden biridir.

Unutulmamalıdır ki ‘Kürt sorunu’, Kürt kimliğinin varlığından değil, bu kimliği sorun olarak gören anlayıştan kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde ‘Alevi sorunu’ da Alevilerin varlığından değil, çoğunlukçu din anlayışıyla iç içe geçmiş dışlayıcı siyasal yaklaşımlardan doğmaktadır. Üstelik Aleviler hem Türk hem de Kürt toplumunun içinde yer almaktadır. Bu nedenle Kürt ve Alevi meselelerini birbirinden tümüyle bağımsız, hatta birbirine karşıt sorunlar gibi ele almak, topluluklar arasındaki mesafeyi derinleştirme riski taşımaktadır. Böyle bir yaklaşım, çoğunlukçu ve ayrıştırıcı siyasal anlayışların yeniden üretilmesine yol açabilir. TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Alevi kurumlarını sürecin doğrudan muhataplarından biri olarak görmemesi de bu açıdan değerlendirilmelidir.

TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu’nda, Komisyonun 21 toplantı yaptığı ve toplam 137 kurum temsilcisi ve kişinin bilgi ve görüşüne başvurduğu belirtilmektedir. Yayımlanan toplantı gündemleri dikkate alındığında, Alevi kurumlarının kurumsal düzeyde sürece dahil edilmemiş olması temel eksikliklerden biridir.

Alevi toplumunun hak mücadelesinde uzun yıllardır sorumluluk üstlenen köklü Alevi kurumları ve inanç önderlerinin doğrudan dinlenmesi, görüşlerinin gündemin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmasını gerekli buluyoruz. Alevilerin, hakkında konuşulan bir topluluk olarak değil, kendi kurumları ve kendi sözleriyle sürecin doğrudan muhatabı olarak görülmesi elzemdir.

Bugün Türkiye’nin önünde çok önemli bir fırsat bulunmaktadır. Silahların susması bu fırsatın başlangıcıdır; kendisi değildir.

Kalıcı barış, herhangi bir yurttaşın inancından, dilinden, cinsiyetinden, cinsel yöneliminden, kimliğinden dolayı kendisini daha az yurttaş hissetmediği bir Türkiye’nin kurulmasıyla sağlanabilir. Kalıcı barış, başta ötekileştirilen kesimler olmak üzere hiçbir toplumsal ve siyasal aktörün suçlu ya da tehdit unsuru olarak gösterilmediği, eşitlik taleplerini değersizleştiren düşmanlaştırıcı dilin terk edildiği bir ortamda ilerleyebilir.

Bugün eşit yurttaşlık, barış ve demokratikleşme iddiasıyla bağdaşmayan pek çok uygulama devam etmektedir. Bir yandan barış ve demokratikleşmeden söz edilirken, diğer yandan hak, hukuk ve eşit yurttaşlık konusunda ciddi tartışmalara yol açan uygulamaların sürmesi açık bir çelişki yaratmaktadır.

Kalıcı ve toplumsallaşmış bir barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; hukuk, özgürlük ve eşitlik ilkelerinin bütün yurttaşlar için güvence altına alınmasıyla mümkündür.

Barışa bakışımız yalnızca Türkiye ile sınırlı değildir. Ortadoğu’ da yaşanan gelişmelerin ileride coğrafyamızı ne şekilde etkileyeceği bu sürecin dışında düşünülmemelidir. Suriye başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeler de mezhepçi ve etnik kamplaşmalar üzerinden değil, bütün halkların ve inanç topluluklarının yaşam hakkı, eşitliği ve güvenliği üzerinden değerlendirilmelidir. Ortadoğu’ da Kürtlerin güvenliği ne kadar önemliyse Alevilerin, Hristiyanların, Dürzilerin, Sünnilerin ve diğer bütün toplulukların güvenliği de o kadar önemlidir.

Dün olduğu gibi bugün de sözümüz barıştan yanadır; eşit olduğumuz, birbirimizin tarihsel acılarını tanıdığımız ve geleceğimizi birlikte kurduğumuz demokratik, laik ve eşit yurttaşlığa dayalı bir Türkiye’de toplumsal barış vazgeçilmezimizdir.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir