AABK’yi ve yöneticilerini sürekli itibarsızlaştırmaya çalışırken yalnızca bir kurumu ya da onun yönetimini hedef almıyorsunuz, Alevi örgütlenmesine yıllarca emek veren canların emeğini, mücadelesini ve bu örgütlenmenin arkasındaki ortak iradeyi de değersizleştiriyorsunuz.

✍️ Kenan Küçük

Alevilerin ve Aleviliğin bunca sorunu varken, kaleminiz neden Aleviliği yok sayanlara değil de yıllarca içinde sorumluluk taşıdığınız örgütlü mücadelenin çatı kurumu AABK’ye ve yöneticilerine dönüyor? Neden hedefiniz asimilasyon değil de Alevilerin örgütlü gücü?

35 yılın hesabını soruyorsanız, önce kendinize şu soruyu sormalısınız: Ben sorumluluk taşırken ne yaptım ve bugün bu mücadelenin neresindeyim?

Alevi kurumlarının neden kurulduğunu sorgulamak elbette herkesin hakkıdır. Ancak 35 yıllık örgütlü mücadeleyi bağırmak, yüksek perdeden konuşmak, festival düzenlemek ya da kürsü kurmak seviyesine indirgemek eleştiri değil, bu mücadeleye emek veren yüz binlerce canın emeğini değersizleştirmektir.

Bu mücadeleyi yalnızca eksikleri üzerinden değerlendiremezsiniz. Bugün Avrupa’da Alevilerin güçlü bir örgütlülüğe sahip olması, cemevlerinin ve federasyonların kurumsallaşması, konfederasyon çatısı altında ortak bir iradenin oluşması ve Alevilerin taleplerinin siyasi muhatapların karşısına taşınabilmesi 35 yıllık örgütlü mücadelenin kazanımlarıdır. Bu kurumları başkaları kurmadı, bu mücadeleyi başkaları vermedi, bu kazanımları kimse Alevilere lütfetmedi. Yıllarca meydanlarda mücadele eden, baskılara rağmen örgütlenen, cemevlerini kuran, kurumlarını yaşatan ve gerektiğinde yüz binlerce canı alanlara çıkaran Alevi hareketi bu noktaya mücadele ederek geldi.

Şimdi çıkıp “Ses yetmez, irade gerekir” diyerek Alevilerin yükselen sesini küçümsemek büyük bir çelişkidir. Ses ile irade birbirinin karşıtı değildir. Ses olmadan irade duyulmaz, örgütlü toplum olmadan hiçbir siyasi ilişki gerçek güç taşımaz. Arkasında örgütlü bir toplum bulunmayan diplomasinin de etkisi sınırlı kalır.

Mesele Bağırmak mı, diplomasi mi? değildir. Mesele; gerektiğinde masada konuşan, gerektiğinde meydanda sesini yükselten, gerektiğinde sokakta hakkını savunan bağımsız ve örgütlü bir Alevi hareketinin varlığıdır. Masayı da meydanı da birbirinin karşısına koymayacağız. Meydandaki gücümüzü masaya, masadaki sözümüzü mücadeleye taşıyacağız.

Asıl bakılması gereken, AABK’nin ve federasyonların yıllar içinde ortaya koyduğu mücadele ve elde ettiği kazanımlardır. 35 yılı değerlendirirken yalnızca eksik gördüğünüz birkaç başlığı öne çıkaramazsınız. Avrupa’nın birçok ülkesinde Alevilerin örgütlenmesinden, cemevlerinin kurumsallaşmasından, Aleviliğin kamusal alanda görünür hale gelmesinden, siyasi muhataplıkların oluşmasından ve eşit haklar mücadelesinde elde edilen kazanımlardan da söz etmek zorundasınız. Eksikleri tek tek sıralayıp bütün bu kazanımları yok sayan bir eleştirinin samimiyetini sorgulamak da bizim hakkımızdır.

Üstelik AABK’ye bağlı bir cemevinin ve federasyonun parçası olan kişilerin, kendilerini bu örgütlü mücadelenin dışında konumlandırarak bütün eksikleri Alevi Yol’unun örgütlü iradesinin ve bugünkü yöneticilerin önüne koyması kabul edilemez. Bu örgütlenmenin kazanımları ortak emek ve mücadeleyle kazanılmışsa, eksikleri de yalnızca bugün görev yapanların omuzlarına yüklenemez. Bugün AABK’yi ve yürüttüğü mücadeleyi değersizleştirmek, geçmişten bugüne bu örgütlenmeye sunduğunuz kendi emeğinizi ve katkınızı da değersizleştirmek değil midir?

Dün sorumluluk üstlendiğiniz örgütlü mücadeleye bugün dışarıdan bakıyormuş gibi Ne yaptınız, neden sonuç alamadınız? diye sormadan önce aynı soruyu kendinize de yöneltmelisiniz: Ben sorumluluk taşırken ne yaptım ve bugün bu örgütlü mücadelenin neresindeyim?

Avrupa Alevi örgütlü mücadelesi yaşamın her alanında devam ediyor. Bildirileriyle, sosyal medyasıyla, açıklamalarıyla, hak talepleriyle, meydanlardaki sesiyle ve siyasi muhatapları karşısındaki mücadelesiyle yoluna devam ediyor, bunca saldırıya rağmen da devam edecektir. Dün bu kurumların içinde sorumluluk üstlenip bugün dışarıdan yalnızca eksik aramak yerine, Aleviliğe ve örgütlü Alevi mücadelesine yönelik saldırılar karşısında ne yaptığınızı da sorgulamanız gerekir.

35 yılın hesabı sorulacaksa seçilerek değil, bütünüyle sorulmalıdır. Geçmişte sorumluluk almış olanlar kendilerini bu tarihin dışına çıkarıp yalnızca bugünün yöneticilerini sanık sandalyesine oturtamaz. Kendi sorumluluğunu görünmez kılarak yalnızca başkasından hesap sormaya dönüşen bir eleştiri, inandırıcılığını da kaybeder.

AABK’nin açıklamalarının tek başına yeterli olmadığını söylemek başka, Alevilerin haklarını savunan bu açıklamaları “bağırmak” ve “yüksek perdeden konuşmak” ifadeleriyle küçümsemek başkadır. AABK’nin yaptığı açıklamalar ve yayımladığı bildiriler neden değersizleştiriliyor? Alevilerin haklarını yazılı ve sözlü olarak savunması, taleplerini açıkça dile getirmesi neden yalnızca ses çıkarmak seviyesine indirgeniyor?

Alevileri yok sayanlara, Aleviliğin içini boşaltıp başka inançların içinde eritmek isteyenlere karşı sessiz kalanların, AABK Alevilerin haklarını ve taleplerini açıkça dile getirdiğinde seslerini yükseltmeleri düşündürücüdür. Aleviliğe yönelik asimilasyon karşısında göstermediğiniz tepkiyi AABK hak talep ettiğinde neden gösteriyorsunuz? Aleviliği yok sayanların sözleri sizi rahatsız etmiyor da Alevilerin örgütlü gücünün kendi hakkını savunması neden rahatsız ediyor?

AABK’nin görevi kimseyi rahat ettirmek değil, Alevilerin haklarını ve taleplerini her platformda savunmaktır. Bunu sosyal medyasıyla, bildirileriyle, açıklamalarıyla, meydanlardaki sözüyle ve siyasi muhatapları karşısındaki duruşuyla yapacaktır. Asıl sorgulanması gereken AABK’nin neden ses çıkardığı değil, Aleviliğin asimilasyonuna sessiz kalanların Alevilerin örgütlü sesi yükseldiğinde neden bu kadar rahatsız olduğudur.

Bir taraftan Şu Alevi, bu Alevi demeyin, Alevileri ayırmayın diyeceksiniz, diğer taraftan Avrupa’nın en büyük Alevi örgütlenmelerinden biri olan AABK’yi ve ona bağlı federasyonları sürekli hedef tahtasına koyacaksınız. Peki bunun adı nedir?

Alevileri ayrıştırmaya karşı çıkarken, milyonlarca Alevinin içinde örgütlendiği kurumları ve demokratik biçimde delegelerin iradesiyle seçilmiş yöneticilerini sürekli itibarsızlaştırmak Alevileri birleştirmek midir? Bizi bölmeyin deyip ardından örgütlü Alevi toplumunun önemli bir bölümünü temsil eden kurumları karşıya koymak hangi birlik anlayışıdır?

Bir taraftan “Aleviliğin sahibi Alevilerdir” diyeceksiniz, diğer taraftan yüz binlerce Alevinin rızalığı, emeği ve yıllarca verdiği mücadeleyle oluşturduğu örgütlü iradeyi sürekli hedef gösterecek, sosyal medyadaki saldırılara malzeme çıkaracak ve ardından gelen “Haydi yürü, arkandayız, işte bu” söylemlerini başarı sayacaksınız. Asıl çelişki tam da buradadır.

Şu Alevi, bu Alevi denmesine karşı çıkıp AABK gibi büyük bir Alevi örgütlenmesini hedefe koymak, karşı çıktığınızı söylediğiniz ayrışmayı yeniden üretmektir. Bunu yaparken Alevileri birleştirdiğinizi düşünmek ise ortaya çıkan çelişkiyi görmemektir.

AABK, yöneticileri, federasyonları, cemevleri, üyeleri, inanç hizmeti yürütenleri ve yıllardır bu mücadeleyi omuzlayan canlarıyla büyük bir örgütlü iradenin bütünüdür. Yöneticiler de bu iradenin sorumluluğunu üstlenen, emeğini ve zamanını ortaya koyan canlardır.

Elbette bir kararı eleştirebilirsiniz. Bir politikayı yanlış veya yetersiz buluyorsanız açıkça söyleyebilir, alternatifinizi ortaya koyabilirsiniz. Eleştiri haktır ve örgütlü mücadelenin gelişmesi için gereklidir. Ancak eleştiri ile sürekli itibarsızlaştırma arasında önemli bir fark vardır.

AABK’yi ve yöneticilerini sürekli itibarsızlaştırmaya çalışırken yalnızca bir kurumu ya da onun yönetimini hedef almıyorsunuz, Alevi örgütlenmesine yıllarca emek veren canların emeğini, mücadelesini ve bu örgütlenmenin arkasındaki ortak iradeyi de değersizleştiriyorsunuz.

Birlik istiyorsanız önce bu emeğe ve ortak iradeye saygı göstermek gerekir. Birlik, kurumları veya yöneticileri eleştiriden muaf tutmak değildir, eleştirirken onların emeğini, mücadelesini ve temsil ettikleri örgütlü iradeyi yok saymamaktır.

Aleviliğin nasıl tanımlandığı konusunda da hiç kimse kendisini Alevilerin sahibi, hakemi veya bekçisi ilan edemez. Ancak buradan hareketle Aleviliğin ortak bir inançsal zemini, Yol’u, erkanı ve kuşaktan kuşağa aktarılan değerleri yokmuş gibi davranılamaz.

Alevilik yalnızca kişinin kendisine taktığı bir kimlik adı değildir. Bir inançtır, Yol’u ve erkanı vardır. Cemi, semahı, ikrarı, musahipliği, pir-talip ilişkisi, rızalığı, nefesleri ve kuşaktan kuşağa taşınmış değerleri vardır. Kimse kimsenin Aleviliğini sorgulama makamı değildir; fakat hiç kimse de Aleviliğin içini istediği biçimde boşaltıp sonra bunu bütün Alevilere Alevilik olarak sunamaz.

Farklılıklarımızla yan yana yaşayacağız ama ortak değerlerimizi de savunacağız. Birlik adına eleştiriden vazgeçmeyeceğiz; Aleviliğin başka inançların içinde eritilmesine de sessiz kalmayacağız. Birlik, Alevilerin kendi inançsal değerlerinden ve örgütlü iradesinden vazgeçmesi değildir.

Bir taraftan Alevi kurumları siyasi partilerin arka bahçesi olmamalıdır diyeceksiniz, hemen ardından sözü “Önümüzdeki seçimlerde kime oy vereceğiz?” noktasına getirip Alevilerin siyasi tercihlerine yön çizmeye çalışacaksınız. Arka bahçe eleştirisi yaparken seçim hesabına girmek hangi bağımsızlık anlayışıdır?

AABK’nin siyasi partilerle görüşmesini, parlamentolarda Alevilerin taleplerini dile getirmesini ve hak aramasını sorgularken, öte yandan Alevi toplumuna kimlerin kendilerini temsil edebileceğini ve oy verirken hangi ölçütlere göre tercih yapmaları gerektiğini anlatmaya kalkmak eleştiri değil, açık bir tutarsızlıktır. AABK’nin hak mücadelesini siyasallaşmakla suçlayıp ardından Alevilere siyasal tercih ölçüsü koymak, eleştirdiğiniz anlayışın bizzat kendisini yeniden üretmektir.

Alevilerin örgütlü kurumlarının siyasi muhataplarla görüşmesi bir partinin arka bahçesi olmak değildir. Tam tersine, Alevilerin taleplerini iktidarın da muhalefetin de önüne bağımsız bir iradeyle koyabilmektir. AABK’nin siyasi muhataplarla görüşmesini “arka bahçe” tartışmasına çekip ardından Alevilere seçim pusulası üzerinden yol göstermeye kalkmak, yapılan eleştirinin kendi içinde düştüğü çelişkiyi açıkça ortaya koymaktadır.

Elbette AABK eleştirilecektir. Federasyonlar eleştirilecektir. Yöneticilerin kararları ve politikaları eleştirilecektir. Eksikler konuşulacak, yanlışlar sorgulanacaktır. Hiçbir kurum ve hiçbir sorumluluk alanı eleştiriden muaf değildir.

Ancak eleştiri adı altında 35 yıllık örgütlü mücadeleyi birkaç kürsüye, festivale veya yüksek sesle yapılmış açıklamalara indirgemek kabul edilemez. Bu mücadele AABK’nin, federasyonların, cemevlerinin, yöneticilerin ve Avrupa’nın dört bir yanında Yol’una sahip çıkan yüz binlerce canın ortak emeği ve iradesidir.

Gerektiğinde masada konuşacağız, gerektiğinde meydanlarda olacağız. Gerektiğinde parlamentoların kapısını çalacağız, gerektiğinde o parlamentoların önünde sesimizi yükselteceğiz. Ve evet, gerekirse bağıracağız, haykıracağız. Alevilerin uğradığı haksızlıkları duymak istemeyenleri, örgütlü Alevi mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışanları ve sosyal medyada bu dili büyütenleri rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Bizim ölçümüz onların rahatı değil, Alevilerin haklarıdır.

Alevilerin tarih boyunca yaşadığı sorun seslerinin fazla çıkması değildi. Seslerinin bastırılması, duyulmaması ve başkalarının onlar adına konuşmasıydı. Şimdi o ses daha güçlü duyuluyorsa bundan rahatsız olmak yerine o sesi daha da güçlendirmek gerekir.

Biz yalnızca ses değil, irade de istiyoruz. Ama sesini kısmış, meydandan kopmuş, toplumundan uzaklaşmış bir irade değil, örgütlü toplumunun gücünü arkasına alan, meydanda da masada da Alevilerin haklarını savunan bağımsız bir irade istiyoruz.

Alevilerin sesini küçümseyerek iradesi, örgütlü kurumlarını ve sorumluluk üstlenen canları hedefe koyarak da birliği savunulamaz. Tam tersine, birlik, ortak emeğe ve Yol’a sahip çıkarak güçlenir.

Eleştireceğiz, eksiklerimizi açıkça konuşacağız, ancak eleştiri adı altında 35 yıllık mücadeleyi değersizleştirmeye de izin vermeyeceğiz. Bu Yol’a emek veren yüz binlerce canın iradesi, birkaç kalem darbesiyle yok sayılacak kadar sahipsiz değildir.

Unutulmamalıdır ki, Alevilerin örgütlü iradesini hedef almak, Aleviliğe hizmet değil, birliğini zayıflatan ve ayrışmayı büyüten bir anlayışın ta kendisidir.

09.09.2026


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

One thought on “AABK, Alevilerin Örgütlü Sesidir”
  1. Sevgili Kenan can, ” AABK, Alevilerin Örgütlü Sesidir” başlıklı yazında örgütsel birliğimiz daha güçlü sahiplenme açısından önemli belirlemler yamışsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir