Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Şahin Karasu, son günlerde Aleviler üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin kaleme aldığı yazıda; Altan Tan ve Kemal Öztürk’ün açıklamalarından Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakı tartışmalarına, Alevilere yönelik kullanılan siyasi dilden toplumsal barışa kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Karasu, Aleviler ile Kürt halkının eşitlik, özgürlük ve demokrasi temelindeki ortak mücadelesinin önemini vurgularken, dayanışmanın eleştiri hakkından ve Alevilerin tarihsel hafızasından vazgeçmek anlamına gelmediğinin altını çizdi: “Barışın yolu geçmişin iktidar ittifaklarından değil; eşitlikten, adaletten, yüzleşmeden ve halkların birbirlerinin acılarına saygı duymasından geçer.”
AHA Haber Merkezi – Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı Şahin Karasu, Alevi kamuoyunda son günlerde yoğun biçimde tartışılan gelişmelere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Aleviliğin herhangi bir siyasi ya da inançsal anlayış tarafından “makbul” ve “makbul olmayan” biçiminde tanımlanamayacağını vurgulayan Karasu, Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakının günümüz siyasetine tarihsel bir referans olarak sunulmasına yönelik Alevilerin itirazlarının barış karşıtlığı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Karasu, Kürt halkının özgürlük ve eşitlik mücadelesi ile Alevilerin mücadelesinin birbirinin karşısında olmadığını vurgularken, “Dostluk susmak değildir. Dayanışma eleştiriden vazgeçmek değildir. Barış, tarihsel hafızayı yok saymak değildir” sözleriyle Alevilerin barış, dayanışma ve tarihsel hafızaya ilişkin yaklaşımını ortaya koydu.
Şahin Karasu’nun yazısını olduğu gibi yayımlıyoruz:
Alevilerin Hafızası, İradesi ve Onuru Sahipsiz Değildir
Son günlerde Alevilere ve Aleviliğe yönelik kullanılan dilin giderek daha kaygı verici bir noktaya taşındığını görüyoruz.
Altan Tan ve Kemal Öztürk’ün Alevilere ve Aleviliğe yönelik tepki çeken söylemleri henüz hafızalarımızdayken, şimdi de Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakının bugünün siyasetine bir referans olarak sunulması ve buna itiraz eden Alevilere yönelik kullanılan üstenci ifadeler, bizleri bir kez daha açıkça söz söylemeye zorlamaktadır.
“Alevilik ‘Makbul’ ve ‘Makbul Olmayan’ Diye Ayrılabilecek Bir İnanç Değildir
Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi olarak açıkça ifade ediyoruz:
Alevilik hiç kimsenin kendi siyasi veya inançsal ölçülerine göre tanımlayabileceği, sınırlarını çizebileceği, “makbul” ve “makbul olmayan” diye ayırabileceği bir inanç değildir.
Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi isimlerinin yan yana getirilmesi de Aleviler açısından sıradan bir tarih tartışması değildir. Yavuz dönemi, Kızılbaş-Alevi toplumunun tarihsel hafızasında baskılar, kıyımlar ve ağır acılarla yer edinmiştir.
Bu nedenle geçmişteki bu ittifakın bugünün barışına ve halkların ortak geleceğine örnek gösterilmesine itiraz etmek, barışa karşı olmak değildir. Tam tersine, gerçek ve kalıcı bir barışın ancak geçmişle yüzleşerek ve birbirimizin tarihsel acılarına saygı göstererek kurulabileceğini savunmaktır.
“Hiç Kimse Alevilere Siyaset Yapma Hakkı Bahşetmedi
Bu tartışmalar sırasında Alevilere yönelik kullanılan “sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız” anlayışını ve “Kürt halkı seni Alevi olduğun için bakan yapmış” şeklindeki ifadeleri de kabul edilebilir bulmuyoruz.
Sonradan bu sözlerin maksadı aşan ifadeler olduğu belirtilmiş olsa da mesele yalnızca kullanılan kelimeler değildir. Mesele, Alevilerin siyasal varlığının herhangi bir kişi, hareket veya partinin lütfuymuş gibi gösterilmesidir.
Hiç kimse Alevileri sokaktan alıp siyasete taşımadı.
Hiç kimse Alevilere milletvekilliği, bakanlık veya siyaset yapma hakkı bahşetmedi.
Aleviler bu topraklarda yüzyıllardır kendi inançları, mücadeleleri, emekleri ve ödedikleri bedellerle vardır.
“Dostluk Susmak, Dayanışma Eleştiriden Vazgeçmek Değildir
Aynı şekilde Kürt halkının özgürlük, eşitlik ve demokratik hak mücadelesini de Alevilerin mücadelesinin karşısında görmüyoruz. Tam tersine, tarih boyunca ötekileştirilen halkların ve inançların eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin ortaklaşmasını savunuyoruz.
Ancak;
Dostluk susmak değildir.
Dayanışma eleştiriden vazgeçmek değildir.
Barış, tarihsel hafızayı yok saymak değildir.
Bugün ihtiyacımız olan geçmişin acılarını yeniden hatırlatan Yavuz–İdris-i Bitlisi ittifaklarını siyasal model haline getirmek değil; Pir Sultan’ın direncini, Hacı Bektaş Veli’nin insanı merkeze alan öğretisini, halkların eşitliğini ve inançların özgürlüğünü büyütmektir.
“Aleviler Kimsenin Arka Bahçesi Değildir
Buradan bir kez daha açıkça söylüyoruz:
Aleviler kimsenin arka bahçesi değildir.
Aleviler kimsenin oy deposu değildir.
Aleviler kimsenin siyasi sermayesi değildir.
Aleviler kimsenin lütfuyla siyasette var olmadılar.
Barışın yolu geçmişin iktidar ittifaklarından değil; eşitlikten, adaletten, yüzleşmeden ve halkların birbirlerinin acılarına saygı duymasından geçer.
Alevilerin dostluğu ve dayanışması değerlidir; ama Alevilerin hafızası, iradesi ve onuru da sahipsiz değildir.
Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir