Avrupa Dersim Dernekleri (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınlarının açıklamalarına yönelik değerlendirmelerine tepki gösterdi. Karabulut, Alevilerin tarihsel hafızaları, siyasal iradeleri ve demokratik itirazlarıyla bağımsız bir toplumsal özne olduğunu vurgulayarak, hiçbir siyasi parti ya da liderin Aleviler adına konuşamayacağını belirtti. Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakı üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Karabulut, Alevilerin tarihsel olayları sorgulamasının demokratik bir hak olduğunu savundu.

AHA Haber Merkezi – Avrupa Dersim Dernekleri (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınlarının itirazlarına yönelik açıklamalarını değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı.

Karabulut, Bakırhan’ın kullandığı dili eleştirirken, Alevi toplumunun herhangi bir siyasi hareketin tabi unsuru olarak görülemeyeceğini ifade etti. Alevilerin tarihsel hafızalarının ve siyasal itirazlarının küçümsenemeyeceğini belirten Karabulut, “Aleviler dün de kendi mücadeleleriyle vardı, bugün de vardır. Alevilerin kazanımları hiçbir siyasi hareketin lütfu değildir” dedi.

Yazısında Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakı tartışmalarına geniş yer veren Karabulut, söz konusu tarihsel döneme ve Abdullah Öcalan’a atfettiği çeşitli değerlendirmeler arasında düşünsel bir paralellik bulunduğunu savundu. Karabulut, bu konuların Aleviler tarafından sorgulanmasının “düşmanlık” ya da “provokasyon” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek bunun demokratik bir hak olduğunu ifade etti.

Karabulut, DEM Parti yönetimine de seslenerek Alevi aydınlarının küçümsenmemesi, Alevilerin tarihsel hafızasının itibarsızlaştırılmaması ve Aleviler adına konuşulmaması çağrısında bulundu.

Avrupa Dersim Dernekleri (FDG) Genel Başkanı Kemal Karabulut’un 3 Eylül 2026 tarihinde Berlin’de kaleme aldığı yazısını olduğu gibi yayımlıyoruz:


Aleviler Sizin Koltuk Hesabınızın Aparatı Olmayacaktır!

Tuncer Bakırhan’ın Alevi aydınların itirazlarına verdiği yanıt, Öcalan’ın oluşturacağı yeni partide koltuk kapma telaşının izlerini taşımaktadır. Bu açıklama, Alevileri siyasal özne olarak görmeyen, kendi siyasal çizgisine tabi olması gereken bir kitle olarak gören anlayışın açık bir dışavurumudur.

Bakırhan’ın dili demokrasi dili değil, itaat talep eden bir iktidar dilidir. Alevi aydınların tarihsel hafızasına, düşüncelerine ve siyasal itirazlarına cevap vermek yerine onları küçümsemek; Alevileri “sokaktan alınmış” insanlar üzerinden tarif etmek, haddini aşan bir siyasal kibirdir.

Asıl sorun ise tarih konusunda ortaya çıkmaktadır.

Yavuz Sultan Selim – İdris-i Bitlisi ittifakı, Alevilerin hafızasında yasanmış Zulmü çağrışmaktadır. Yavuz döneminde Kızılbaş/Alevi topluluklarına yönelik katliamlar, başta Çaldıran kıyımı olmak üzere takipler ve ağır baskılar, Alevi belleğinde derin bir yara bırakmıştır. İdris-i Bitlisi ise Yavuz’un Alevi siyasetinde önemli bir işbirlikçisi olmuştur.

Bugün Alevi aydınlarının bu ittifakı sorgulaması neden Bakırhan’ı bu kadar rahatsız ediyor?

Çünkü mesele yalnızca 16. yüzyıl değildir. Mesele, bugün hâlâ devam eden bir siyasal zihniyet tartışmasıdır.

Burada özellikle üzerinde durulması gereken nokta şudur: Yavuz–Bitlisi dönemindeki Sünni siyasal ittifak anlayışı ile Abdullah Öcalan’ın farklı dönemlerde ortaya koyduğu “İslam kardeşliği”, “İslam bayrağı altında ortak yaşam”, “Medine Vesikası” ve Yavuz–İdris-i Bitlisi ittifakına ilişkin olumlu stratejik değerlendirmeleri, Aleviler açısından ciddi biçimde sorgulanması gereken bir düşünsel paralellik ortaya çıkarmaktadır. Bakırhan hâlâ Öcalan’ın böyle ifadelerinin olmadığını iddia etmekte yumuşatarak Alevilere yedirmek politikasında.

Öcalan’ın çözüm sürecindeki mesajlarında Türkler ile Kürtlerin tarihsel birlikteliğini İslam ortaklığı üzerinden açıklaması ortadadır. Aynı şekilde Yavuz–İdris-i Bitlisi modeline Ortadoğu açısından stratejik bir ittifak örneği olarak yaklaşması da hafızalarımızda yer edinmiştir.

Alevilerin sorusu tam da budur: Yüzyıllar önce Alevilerin ezilmesine yol açan Sünni siyasal ittifak modeli, bugün Öcalan eliyle yeniden üretilmek isteniyor?

Bu soruyu sormak ne düşmanlıktır ne de provokasyondur. Bu, Alevilerin en doğal demokratik hakkıdır.

Fakat Bakırhan’ın cevabı ne? “Biz biliriz, siz susun!” İşte asıl sorun budur.

Alevileri kendi tarihinden, kendi hafızasından ve kendi siyasal iradesinden koparmaya çalışan hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz.

Aleviler dün de kendi mücadeleleriyle vardı, bugün de vardır. Alevilerin kazanımları hiçbir siyasi hareketin lütfu değildir. Bu uğurda nice bedeller ödenmiştir.

Ve artık açık konuşmanın zamanıdır:

Aleviler DEM Parti’nin de, başka herhangi bir partinin de emir eri değildir!

Alevilerden oy isterken “demokrasi”, itiraz ettiklerinde “cahillik”; Alevileri yanınıza alırken “halk”, size karşı konuştuklarında “Sokak’tan aldık! “ diyemezsiniz.

Aleviler sizin koltuk hesabınızın aparatı olmayacaktır.

Bakırhan’a da DEM Parti yönetimine de açık çağrımızdır:

Alevilere tepeden bakmaktan, aydınlarını küçümsemekten vazgeçin.

Alevilerin tarihsel hafızasını itibarsızlaştırmaktan, Aleviler adına konuşma alışkanlığından vazgeçin.

Çünkü Aleviler artık kimin kendilerini gerçekten savunduğunu, kimin ise yalnızca kendi siyasal hesabı için Alevilerin desteğini istediğini görüyor.

Aleviler hiçbir siyasi liderin peşine takılmayacak, hiçbir partinin emir eri olmayacak ve hiçbir siyasal projenin mezhepçi hesaplarına kurban edilmeyecektir.

Kendi tarihimize ve mücadelemize biz sahip çıkacağız ve sözümüzü de biz söyleyeceğiz!

Kemal Karabulut
Berlin 3 Eylül 2026

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir