✍️ Saffet Aris

Şimdi seni Dersim’e, En Sevdiğin Topraklara Uğurluyoruz Haydar Kutan (Hoca) Yoldaş. Yarım asırlık hasretin ardından…

Çok sevdiğin Munzur’a…
Çok sevdiğin dağlara…
Çok sevdiğin Dersim’in toprağına…

Ve yıllar önce kaybettiğimiz yoldaşlarının yanına… Belki de şimdi senin için en güzel buluşma gerçekleşecek.

Cafer’le, Aydın’la, Aris’le, Yılmaz’la ve nice yoldaşla yeniden kucaklaşacaksın.

Öğretmenim Hoca Yoldaşın Ardından!

“İnsan, evrende etki ettiği kadar yer kaplar.”

Şimdi, devrimci mücadelemizin yarım asrı aşan onurlu yürüyüşünde düşüncesiyle, emeğiyle, bilinciyle, inadıyla ve sarsılmaz devrimci duruşuyla derin izler bırakan Hoca Yoldaşımızı, çok sevdiği Dersim’e, özlemini hayatı boyunca yüreğinde taşıdığı topraklara uğurluyoruz.

Yaklaşık elli yıllık Dersim hasreti, ne yazık ki sağlığında gerçekleşemedi. Fakat şimdi bedeni, özlemini hiç eksiltmediği o topraklarla buluşacak. Munzur’un suyuyla, dağların sessizliğiyle, Dersim’in acılarıyla ve direniş tarihiyle yeniden kucaklaşacak.

Hoca Yoldaş’ın bedeni toprağa düşerken, inanıyoruz ki düşünceleri, düşleri ve mücadele mirası toprağın altında kalmayacak. O çok sevdiği Dersim’in toprağında yeniden filizlenecek; çiçeğe, fidana, kan kızıl bir tomurcuğa dönüşerek yeni kuşakların yüreğinde, bilincinde ve mücadelesinde yaşamaya devam edecek. Hasreti bitecek. Dersim’e kavuşacak. Ve belki de en büyük özlemlerinden biri olan, yıllar önce kaybettiğimiz Cafer, Aydın, Aris ve diğer yoldaşlarıyla yeniden buluşma düşü şimdi gerçekleşecek.

Hoca Yoldaş, görüşmelerimizde ve ziyaretlerimizde bunu sık sık dile getirirdi. Bazen geçmişi anlatırken, bazen Dersim’den söz ederken, bazen de yitirdiğimiz yoldaşları anarken gözlerinde başka bir ışık belirirdi. Onlarla yeniden buluşmayı, Dersim’in toprağında yoldaşlarıyla kucaklaşmayı büyük bir özlem ve mutlulukla anlatırdı.

Şimdi o özlem tamamlanıyor. Hoca Yoldaş, yoldaşlarına kavuşmak üzere Dersim’e gidiyor.

“O, Sanki Bu Dünyaya Devrim Yapmak İçin Doğmuştu”

Hoca Yoldaş’ta, hayatım boyunca çok az insanda gördüğüm, hatta başka hiçbir insanda bu kadar bütünlüklü biçimde tanık olmadığım çok özel bir özellik vardı.

O, sanki bu dünyaya devrim yapmak için doğmuştu.

Hayatını sıradan bir yaşamın sınırları içinde düşünmedi. Onun için yaşam; düşünmek, sorgulamak, öğrenmek, üretmek, paylaşmak ve değiştirmekti. Hiçbir şeyi devrimci mücadele kadar sevmedi. Devrim onun için yalnızca savunulan bir fikir, benimsenen bir siyasal görüş veya hayatın bir dönemine ait bir uğraş değildi.

Devrim, onun yaşam biçimiydi. Düşüncesiyle pratiği, sözüyle davranışı, teorisiyle yaşamı arasında güçlü bir bütünlük vardı. Bu nedenle Hoca Yoldaş’ı yalnızca belirli görüşleri savunan bir komünist olarak değil; yaşamını inandığı düşünceler doğrultusunda biçimlendirmiş, bedel ödemeyi göze almış, mücadeleyi kişisel çıkarların üzerinde tutmuş bir devrimci-komünist olarak değerlendirmek gerekir.

Teori, Felsefe, İdeoloji, Tarih ve Politika

O, çok yönlü bir sosyal kişiliğe sahipti. Sanata, edebiyata ve şiire ilgisi vardı. İnsan ilişkilerinde sıcak, samimi ve dost canlısıydı. Fakat onu en fazla cezbeden alanlar; teori, felsefe, ideoloji, tarih ve politika idi. Okur, araştırır, düşünür, tartışırdı. Bir düşünceyi olduğu gibi kabul etmek yerine onun köklerine inmeye, tarihsel ve toplumsal koşulları içerisinde değerlendirmeye çalışırdı. Onun için teori, yaşamdan kopuk akademik bir uğraş değildi. Teori, pratiği aydınlatmalı; pratik ise teoriyi sınamalı ve geliştirmeliydi. Devrimci mücadele açısından son derece önemli olan teori-pratik diyalektiği, Hoca Yoldaş’ın yaşamında somut bir karşılık buluyordu.

Hoca Yoldaş aynı zamanda güçlü bir hatipti. Konuşmaya başladığında yalnızca kelimeleri sıralamazdı; düşüncesini, heyecanını ve inancını dinleyene geçirirdi. Güçlü hitabetiyle insanları dikkatle dinlemeye zorlar, düşünmeye sevk eder, kimi zaman salonda derin bir sessizlik yaratırdı. Bu özellik, yalnızca Türkiye-Kürdistan devrimci hareketi içerisinde değil, dünya devrimci hareketi tarihinde de az sayıda komünist ve devrimcide görülen niteliklerden biridir.

“İyi Bir Teorisyen Olduğu Kadar Güçlü Bir Polemikçiydi”

İyi bir teorisyen olduğu kadar güçlü bir polemikçiydi. Farklı düşüncelerle karşılaştığında tartışmadan kaçmaz; düşüncesini savunur, karşı düşünceyi anlamaya çalışır, kavramların ve tezlerin üzerine giderdi. Onun polemik anlayışında kişiselleştirmeden çok, düşüncenin sınanması ve hakikatin açığa çıkarılması önemliydi. Dünya devrimci hareketi içerisinde en büyük polemik ustasının Lenin olduğu kanaatindeyim. Bu elbette benim kişisel değerlendirmemdir; farklı görüş ve değerlendirmelere saygı duyarım.

Türkiye-Kürdistan devrimci hareketi açısından ise benim kanaatim, Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Yoldaş’ın bu alanda ayrı ve özel bir yeri olduğudur. Hoca Yoldaş’ın polemikçi kişiliğinde Kaypakkaya’nın düşünsel etkisinin ve mirasının önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum. Ancak Hoca Yoldaş, kendisinden önceki devrimci birikimi yalnızca tekrarlayan değil; onu kendi deneyimi, araştırmaları ve düşünsel üretimi içerisinde yeniden ele alan bir komünistti. Onun asıl özgünlüğü de burada yatıyordu: Öğrenmek, sorgulamak, geliştirmek ve mücadele içerisinde yeniden üretmek.

Yarım Asrı Aşan Devrimci Yürüyüş

Hoca Yoldaş’ın yarım asrı aşan devrimci yürüyüşü, yalnızca bireysel bir yaşam öyküsü değildir. Bu yürüyüş, aynı zamanda Türkiye ve Kürdistan devrimci hareketinin yakın tarihinin önemli bir parçasıdır. O; Maoizm, ulusal sorun, tarih bilinci, halk savaşı ve devrimci mücadele gibi temel başlıklarda uzun yıllara yayılan düşünsel çalışmalar yürüttü; tartışmalara katıldı, görüşler geliştirdi, eleştiriler yaptı ve sahip olduğu birikimi mücadele arkadaşlarıyla paylaşmaktan hiçbir zaman geri durmadı.

Onun için bilgi, kişisel bir ayrıcalık değildi. Bilgi paylaşılmalıydı. Deneyim paylaşılmalıydı. Biriktirilen her şey, gelecek kuşakların elinde daha ileriye taşınmalıydı. Bu nedenle Hoca Yoldaş’ın en önemli özelliklerinden biri de, sahip olduğu teorik ve pratik birikimi kendisine saklamamasıydı. Yılların deneyimini gençlerle, yoldaşlarla ve halkımızla paylaşmaya çalıştı.

Bazen bir tartışmanın ortasında, bazen uzun bir sohbet sırasında, bazen de bir soruya verdiği cevapta yılların birikimini aktarırdı. Onu dinleyen insan, yalnızca bir görüşü öğrenmezdi. Bir mücadele tarihinin tanıklığıyla karşı karşıya kalırdı. Hoca Yoldaş’ın yaşamını anlamak için yalnızca söylediklerine değil, nasıl yaşadığına da bakmak gerekir. Çünkü onun en güçlü taraflarından biri, söz ile yaşam arasındaki mesafeyi mümkün olduğunca kapatmaya çalışmasıydı.

“Dostluğuna Dosttu, Yoldaşlığına Tam Anlamıyla Yoldaştı”

Dostluğuna dosttu. Yoldaşlığına tam anlamıyla yoldaştı. İnsan ilişkilerinde samimi, mütevazı ve içtendi. Davaya bağlılığı gösterişten uzak, fakat son derece güçlüydü. Kendisini hiçbir zaman mücadelenin üzerinde görmedi. Sahip olduğu bilgi ve deneyimi bir üstünlük aracına dönüştürmedi. Bu nedenle onunla kurulan dostluk ve yoldaşlık ilişkisi, yalnızca siyasi bir ortaklıktan ibaret değildi. İnsani bir bağ, düşünsel bir paylaşım ve ortak bir mücadele duygusuydu. Hoca Yoldaş’ın bizlerin yüreğinde bıraktığı iz de buradan geliyor.

Onun erken vedası, hepimiz için büyük ve ağır bir kayıptır. Özellikle yeri gelmişken şunu da ifade edeyim; Hoca Yoldaş’ın sağlığında, onun etki gücünü hissedemeyen bazı dostlarımız, sağlığının kötüleştiği ve devrimci mücadelede pratik rolünü oynamasının zorlaştığı dönemlerde, onun yokluğunun yarattığı boşluğu çok daha objektif analiz ederek, kendi tutumlarını eleştirmişlerdi.

Hoca Yoldaş’ın tarihsel rolü ve komünist kişiliğinde maddileşen etki gücü, yokluğunda çok yalın ve çok net anlaşılır olmuştur.

Öyle ki; konferanslar, paneller, geceler, yürüyüşler, mitingler, halk toplantıları, festivaller bir bütün olarak Hoca Yoldaş’ı çok arar olmuştur. Fakat bu kayıp yalnızca bir insanı kaybetmenin acısıyla da sınırlı değildir. Aynı zamanda yarım asrı aşan mücadele deneyiminin, tarihsel tanıklığın, teorik birikimin ve yaşam içerisinde sınanmış düşüncelerin genç kuşaklara aktarılmasının kesintiye uğraması bakımından da büyük bir kayıptır. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme ait değildir.

“Bazı İnsanlar, Kendi Yaşam Sürelerini Aşan Bir Miras Bırakırlar”

Bazı insanlar, kendi yaşam sürelerini aşan bir miras bırakırlar. Hoca Yoldaş da böyle insanlardan biriydi. Ancak biliyoruz ki mücadele insanları yalnızca yaşadıkları süreyle sınırlı değildir. Onların gerçek mirası; düşüncelerinde, yazdıklarında, söylediklerinde, mücadele deneyimlerinde, yetiştirdikleri insanlarda, kurdukları ilişkilerde ve geleceğe bıraktıkları umutlarda yaşamaya devam eder. Hoca Yoldaş da yaşamaya devam edecek.

Onu tanıyanların belleğinde… Onunla tartışanların düşüncelerinde…

Onunla omuz omuza yürüyenlerin yüreklerinde…
Genç kuşakların arayışlarında…

Ve en önemlisi, özgürlük, eşitlik, adalet ve sosyalizm, komünizm mücadelesinin geleceğinde.

“Şimdi Seni Dersim’e Uğurluyoruz Hoca Yoldaş”

Şimdi seni Dersim’e uğurluyoruz Hoca Yoldaş. Yarım asırlık hasretin ardından…

Çok sevdiğin Munzur’a…
Çok sevdiğin dağlara…
Çok sevdiğin Dersim’in toprağına…
Ve yıllar önce kaybettiğimiz yoldaşlarının yanına…

Belki de şimdi senin için en güzel buluşma gerçekleşecek. Cafer’le, Aydın’la, Aris’le, Yılmaz’la ve nice yoldaşla yeniden kucaklaşacaksın.

Bizler ise seni uğurlarken yalnızca bir dostumuzu, öğretmenimizi, yoldaşımızı kaybetmenin acısını taşımıyoruz. Aynı zamanda bir devrimci kuşağın hafızasından, deneyiminden ve düşünsel mirasından bir parçanın daha aramızdan ayrılmasının hüznünü yaşıyoruz.

Ama biliyoruz ki ölüm, devrimci düşüncenin sonu değildir. İnsan bedeni toprağa döner. Fakat düşünceler, eğer yaşamla ve mücadeleyle buluşmuşsa, toprağın altında kalmaz.

Düşünceler yürür.
Umut yürür.
Direniş yürür.
Mücadele yürür.

Ve senin düşüncelerin de yürümeye devam edecek.

“Güle Güle Can Yoldaşım”

Güle güle değerli Hocam…
Güle güle dostum…
Güle güle önderim…
Güle güle öğretmenim…
Güle güle can yoldaşım…
O güzel yüreğinden öperim.

Seni hep özleyeceğiz.
Başımız dara düştüğünde, düşüncelerine başvuracağız. Bir tartışmanın içinde seni hatırlayacağız.

Bir tarihsel mesele üzerine düşünürken senin sorularını anımsayacağız.

Genç bir yoldaşa bir şey anlatırken, senden öğrendiklerimizi aktaracağız.

Çünkü sen bize yalnızca bazı düşünceler bırakmadın. Düşünmenin, sorgulamanın, öğrenmenin ve mücadele etmenin sorumluluğunu da bıraktın.

Biz de senin yoldaşlık ve dostluk mirasına sığınarak, umudu büyüteceğiz.

Dersim’in dağlarından Munzur’un sularına, oradan dünyanın dört bir yanına yayılan özgürlük düşümüzü yaşatacağız.

Senin sevdiğin gibi; umudu karanlığa karşı, bilgiyi cehalete karşı, direnci teslimiyete karşı, özgürlüğü zulme karşı büyüteceğiz.

“Dersim Seni Bağrına Basıyor, Biz Seni Yüreğimize Gömüyoruz”

Hoca Yoldaş…

Sen artık birkaç gün sonra Dersim toprağındasın. Ama biz biliyoruz ki Dersim yalnızca senin bedenini değil, senin tarihini, sevdanı, hasretini ve mücadele mirasını da bağrına basacak.

Munzur’un suyuna karışan sesin, dağların rüzgârında dolaşan düşüncelerin, Dersim’in kadim direniş hafızasıyla buluşacak.

Senin biyografin, Dersim’in acılarıyla ve direniş tarihiyle; senin devrimci ve komünist yaşamın ise özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesiyle birlikte anılacak.

Umudun, direncin, bilginin, bilgeliğin ve devrimci sadakatin simge isimlerinden biri olarak daima yüreğimizde yaşayacaksın.

Senin bıraktığın yerden yürümek, artık yalnızca bir tercih değil; bize bıraktığın tarihsel ve vicdani bir sorumluluktur.

Çünkü senin yaşamın bize bir kez daha gösterdi ki: Bir devrimci-komünist bedenen ölür; fakat inandığı dava, taşıdığı düşünce ve büyüttüğü umut ölmez.

Sen Dersim’e gidiyorsun Hoca Yoldaş. Biz burada, senin bıraktığın yerden yürümeye devam edeceğiz.

Senin özlemini duyduğun Dersim’e…

Senin uğruna ömrünü verdiğin özgür, eşit ve sömürüsüz bir geleceğe…
Umutla, dirençle ve kararlılıkla…

Güle güle Hoca Yoldaş.

Toprağın bol değil; toprağın Munzur kadar bereketli, yoldaşların kadar sıcak, Dersim’in dağları kadar özgür olsun.

Dersim seni bağrına basıyor. Biz seni yüreğimize gömüyoruz.

Ve biliyoruz: Sen, düşüncelerinle, mücadelenle ve bıraktığın mirasla yaşamaya devam edeceksin.

Güle güle can yoldaşımız…
Güle güle Hocam…

Mücadele devam ediyor. Senin bıraktığın yerden, umudu büyüterek, direnerek ve yürüyerek…

Sonsuz saygı, sevgi, özlem ve minnetle.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir