Sorun Ali değildir, sorun Marksizm değildir, sorun Türk solu değildir, sorun herhangi bir siyasi eğilim de değildir. Asıl sorun, Alevilerin kendilerine dışarıdan çizilen inançsal ve siyasal sınırları kabul etmemesidir. Aleviler tarih boyunca yalnızca kendi inançlarını korumakla kalmamış, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, laiklikten ve halkların birlikte yaşamından yana olan kesimlerle de ortak mücadele zeminlerinde buluşmuştur.

✍️ Kenan Küçük

Altan Tan’ın televizyon programlarında Alevilik ve Aleviler üzerine ısrarla hüküm kuran, Ali’li Ali’siz, geleneksel–Marksist gibi kavramlarla Aleviliği dışarıdan tarif etmeye çalışan söylemi artık sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görülemez. Daha önce Ali’siz Marksist Alevi kesim ifadesini kullanan, “Türkiye’de geleneksel Alevilerle bir sorun yok” diyen Altan Tan, televizyon programlarında Türk solu ve “Ali’siz Aleviler” ifadelerini de yeniden gündeme getirmiştir. Bütün bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan temel sorun açıktır.

Altan Tan, Aleviliğin ne olduğuna, nasıl yaşanması gerektiğine, hangi Ali anlayışının geçerli sayılacağına ve Alevilerin siyasi tutumlarının nasıl okunacağına dışarıdan karar verme hakkını kendinde görmektedir. Bu dil, yalnızca kişisel bir siyasi yaklaşımın değil, farklı inançları ve toplumsal kesimleri kendi ölçülerine göre sınıflandırmaya çalışan ırkçı ve tekçi zihniyetin de dışavurumudur.

Alevilik Kendi Başına ve Kendine Özgü Bir İnançtır

Altan Tan ve onun gibi tekçi zihniyetlerin asıl rahatsızlığı, Alevilerin kendi inançlarını başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde tanımlamayı reddetmesidir. Aleviler, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu, kendi yolu, erkanı, cem anlayışı, semahı, ikrarı, rızalık öğretisi, tarihsel belleği ve inançsal dili bulunduğunu savundukça bu anlayışın hedefi haline gelmektedir. Çünkü Aleviler “Bizim inancımızın ne olduğuna dışarıdan hiç kimse karar veremez” dediğinde, Aleviliği başka bir dinin ve başka bir inanç anlayışının ölçüleriyle tarif etme girişiminin zemini ortadan kalkmaktadır. Asıl mesele de tam olarak budur: Alevilik başka bir inancın alt başlığı, mezhebi, eksik biçimi ya da uzantısı değildir. Alevilik kendi başına ve kendine özgü bir inançtır.

Sorun Ali değildir, sorun Marksizm değildir, sorun Türk solu değildir, sorun herhangi bir siyasi eğilim de değildir. Asıl sorun, Alevilerin kendilerine dışarıdan çizilen inançsal ve siyasal sınırları kabul etmemesidir. Aleviler tarih boyunca yalnızca kendi inançlarını korumakla kalmamış, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, laiklikten ve halkların birlikte yaşamından yana olan kesimlerle de ortak mücadele zeminlerinde buluşmuştur. Dün olduğu gibi bugün de Aleviler solcularla, sosyalistlerle, demokratlarla, emek hareketleriyle, insan hakları savunucularıyla ve baskıya karşı duran bütün toplumsal kesimlerle yan yana gelmekten bir sorun görmemiştir. Çünkü Aleviliğin tarihsel duruşu tekçiliğe, baskıya, ayrımcılığa ve eşitsizliğe karşıdır.

Bu nedenle “Marksist”, “Türk solu” veya “Ali’siz Aleviler” gibi ifadeleri peş peşe kullanarak bir tehdit alanı yaratmaya çalışmak, Alevilerin tarihsel ve toplumsal gerçekliğini çarpıtmaktır. Alevilerin sol ve sosyalist kesimlerle tarih boyunca kurduğu ilişki, Aleviliğin başka bir ideolojinin uzantısı olduğu anlamına gelmez. Alevilik kendine özgü bir inançtır, fakat eşitlik, özgürlük, demokrasi, emek, adalet ve birlikte yaşam talepleri üzerinden farklı toplumsal güçlerle ortak mücadele yürütmesi de son derece doğaldır. Aleviler kendi inançsal kimliklerini koruyarak demokratik toplum güçleriyle dayanışma içerisinde olabilir ve olmuştur.

Aleviler Kendi İnançsal Kimlikleriyle Demokratik Güçlerle Yan Yana Gelir

Altan Tan’ın kullandığı dil ise tam tersine, Aleviler ile sol ve sosyalist kesimler arasında sanki başlı başına sorunlu, sakıncalı veya şüpheli bir ilişki varmış gibi bir algı yaratmaktadır. Oysa Alevilerin tarihsel hafızasında asıl sorun, demokrasi ve eşitlik isteyen kesimlerle yan yana gelmek değil; onları yok sayan, asimile etmeye çalışan, inançlarını tanımayan ve tek bir kimliği dayatan anlayışlarla karşı karşıya kalmaktır. Aleviler açısından solcu, sosyalist veya demokrat olmak bir suçlama konusu değildir. Asıl ölçü, demokrasiye, eşit yurttaşlığa, özgürlüğe ve birlikte yaşama sahip çıkıp çıkmamaktır.

Aleviler dün de bugün de demokrasi güçleriyle yan yana durmuş, baskıya uğrayan halkların, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve farklı inanç topluluklarının hak mücadelesine yabancı kalmamıştır. Bu durum Aleviliğin inançsal özgünlüğünü ortadan kaldırmaz. Tam tersine, Aleviliğin rızalık, eşitlik, adalet ve insanı merkeze alan yol anlayışıyla uyumludur. Aleviler kendi inançlarını savunurken aynı zamanda demokratik bir toplum için mücadele eden bütün kesimlerle güçlerini birleştirebilir. Bunun için kimseden izin almak zorunda da değildir.

“Kimin Aleviliğiyle Sorun Olup Olmadığına Altan Tan mı Karar Verecektir?”

“Türkiye’de geleneksel Alevilerle bir sorun yok” ifadesi bile bu yaklaşımı bütün açıklığıyla göstermektedir. Kimin Aleviliğiyle sorun olup olmadığına Altan Tan mı karar verecektir? Alevilik herhangi bir kişinin kabulünden geçmek zorunda mıdır? Bir inanç toplumu dışarıdan bir kişinin sorun yok ya da sorun var şeklindeki değerlendirmesine göre mi var olacaktır? Bu dilin kendisi bile Aleviliğe yukarıdan bakan, Alevileri kendi ölçülerine göre değerlendiren tekçi zihniyetin izlerini taşımaktadır. Alevilik Altan Tan’ın kabul edeceği veya reddedeceği bir inanç değildir. Aleviler de kendilerini Altan Tan’ın veya onun gibi düşünenlerin inançsal ölçülerine göre açıklamak zorunda değildir.

Alevilik Altan Tan’ın din anlayışının eksik, farklı veya düzeltilmesi gereken bir biçimi değildir. Alevilik başka bir inancın içerisinde kendisine yer açıldığı ölçüde var olabilecek bir kimlik hiç değildir. Alevilik vardır, Alevilik haktır ve Alevilik kendine özgü bir inançtır. Kendi yolu vardır, kendi erkanı vardır, kendi inançsal dili ve tarihsel belleği vardır. Aleviliğin varlığı hiçbir siyasetçinin, hiçbir din adamının ve hiçbir başka inanç çevresinin kabulüne bağlı değildir. Aleviler kendilerini başkalarının inanç kitaplarına, mezhepsel kalıplarına veya siyasi ihtiyaçlarına göre tanımlamak zorunda değildir.

Alevilerin Ali Anlayışını Kimse Dışarıdan Tanımlayamaz

Altan Tan’ın “Ali’siz Aleviler” ifadesini tekrar tekrar kullanması da bu nedenle sıradan bir kelime tercihi olarak görülemez. Çünkü bu ifade, Aleviliğin Ali anlayışını başka bir inancın zahiri ve teolojik ölçüleriyle değerlendirmekte, Aleviliğin kendine özgü bâtıni inanç dünyasını görmezden gelmektedir. Alevilikte Ali yalnızca tarihsel bir şahsiyet veya başka bir inançtaki teolojik tanımlarla sınırlandırılabilecek bir figür değildir. Ali, Alevi bâtıniliğinde görünenin ardındaki hakikatin, insanın özündeki Hakk’ın, adaletin, bilginin, cesaretin ve yolun simgesel anlatımlarından biridir.

Alevilikte Ali yalnızca tarihsel bir şahsiyet veya başka bir inançtaki teolojik tanımlarla sınırlandırılabilecek bir figür değildir. Ali, Alevi bâtıniliğinde görünenin ardındaki hakikatin, insanın özündeki Hakk’ın, adaletin, bilginin, cesaretin ve yolun simgesel anlatımlarından biridir. Bu nedenle Alevilerin Ali anlayışını yalnızca zahir üzerinden okuyarak kimin “Ali’li”, kimin “Ali’siz” olduğuna karar vermeye kalkmak, Aleviliğin inanç dilini anlamamak ya da onu bilinçli biçimde kendi ölçülerine indirgemektir.

Bu nedenle Alevilerin Ali anlayışını yalnızca zahir üzerinden okuyarak kimin “Ali’li”, kimin “Ali’siz” olduğuna karar vermeye kalkmak, Aleviliğin inanç dilini anlamamak ya da onu bilinçli biçimde kendi ölçülerine indirgemektir.

Alevilerin Ali’si candır, canandır, Hızır’dır, haktır, hakikattir, adaletin ve mazlumun yanında durmanın sembolüdür. Alevilikte Ali’ye yüklenen anlamın özü de bâtıni anlayışta aranmalıdır. Burada önemli olan yalnızca bir isme bağlılık göstermek değil, o isimde anlam bulan hakikati yaşamaktır. Hak insanda, insan Hak’ta görülür; Ali de bu hakikat anlayışının Alevi yolundaki güçlü simgelerinden biridir. Dolayısıyla Alevilerin Ali anlayışını başka bir inancın zahiri kalıplarıyla ölçmek, Aleviliğin kendi inançsal dilini, bâtıni yorumunu ve insan merkezli hakikat anlayışını yok saymaktır.

Buradaki asıl mesele Ali üzerinden sonu gelmeyen bir tartışma yürütmek değildir. Asıl mesele Alevilerin kendi inançlarını kendilerinin tanımlama hakkıdır. Aleviler “Alevilik kendine özgü bir inançtır” dediğinde buna saygı gösterilecek midir, yoksa Altan Tan ve onun gibi tekçi zihniyetler Aleviliği yine kendi inanç kalıpları üzerinden mi tarif etmeye çalışacaktır? Tartışmanın özü budur. Alevilerin kendi inançlarını tanımlama hakkı hiçbir siyasetçinin, hiçbir din adamının ve hiçbir başka inanç çevresinin onayına bağlı değildir.

Alevilik Bir Siyasi İdeoloji Değildir

Televizyon programlarında “Türk solu” ve “Ali’siz Aleviler” ifadelerinin birlikte kullanılması da Altan Tan’ın Alevilere yönelik söyleminin siyasi boyutunu açıkça göstermektedir. Burada Alevilik yalnızca dışarıdan tarif edilmemekte, aynı zamanda Aleviler ile sol ve sosyalist kesimler arasında kurulan tarihsel dayanışma da şüpheli bir ilişkiymiş gibi sunulmaktadır. Oysa Alevilerin demokratik, ilerici, sosyalist veya sol çevrelerle dayanışma içerisinde olması suçlama konusu yapılamaz. Aleviler kendilerini herhangi bir siyasi ideolojiye teslim etmeden, kendi inançsal kimlikleriyle demokrasi ve özgürlük güçleriyle ortak mücadele içinde olabilir.

Alevilerin içinde farklı siyasi görüşler olabilir. Fakat bu farklılıklar Aleviliğin kendi başına ve kendine özgü bir inanç olduğu gerçeğini değiştirmez. Alevilik bir siyasi ideoloji değildir. Alevilik herhangi bir partinin, siyasi hareketin veya ideolojik çevrenin uzantısı da değildir. Aynı şekilde bir Alevinin solcu, sosyalist, demokrat ya da başka bir siyasi düşünceye sahip olması onun Aleviliğini eksiltmez. Alevilik siyasi kimliklerin üzerinde, kendi yolu ve inanç dünyasıyla var olan özgün bir inançtır. Alevilerin demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren kesimlerle yan yana gelmesi de bu özgünlüğe zarar vermez.

“Aleviler Barışın Ne Olduğunu Televizyon Ekranlarından Öğrenmediler”

Altan Tan’ın söylemindeki daha ağır sorun ise Alevileri yürütülen barış ve çözüm süreci üzerinden tartışmaya açmasıdır. Alevilerin barış konusundaki tutumu Altan Tan’ın vereceği bir karneyle ölçülemez. Aleviler barışın ne olduğunu televizyon ekranlarından öğrenmediler. Dersim’in, Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın ve Gazi’nin ağır tarihsel hafızasını taşıyan bir topluma barış dersi vermeye kalkmak, Alevilerin yaşadığı acıları ve verdiği mücadeleyi küçümsemektir.

Aleviler katliamlara uğradı, sürüldü, inançlarını gizlemek zorunda bırakıldı, cemevleri tanınmadı ve yüzyıllarca başka inançların kalıpları içerisinde tarif edilmeye çalışıldı. Irkçı ve tekçi zihniyetler Alevileri kimi zaman yok saydı, kimi zaman asimile etmeye çalıştı, kimi zaman da Aleviliği kendi inanç anlayışlarının içine hapsetmeye uğraştı. Buna rağmen Alevi yolu intikamı değil rızalığı, tahakkümü değil eşitliği, düşmanlığı değil barışı, tekçiliği değil çoğulculuğu savundu. Aleviler de bu değerler doğrultusunda demokrasi ve özgürlükten yana olan bütün toplum kesimleriyle omuz omuza durmayı sürdürdü.

“Herhangi Bir Siyasi Sürecin Eleştirilmesi Barış Karşıtlığı Değildir”

Herhangi bir siyasi sürecin eleştirilmesi barış karşıtlığı değildir. Barış başka şeydir, belirli bir siyasi sürecin yöntemi, aktörleri ve içeriği başka şeydir. Aleviler herhangi bir sürecin yöntemini, kapsamını veya demokratik niteliğini eleştirebilir. Solcular, sosyalistler, demokratlar veya başka toplumsal kesimler de aynı eleştirileri yapabilir. Bu eleştirileri barış düşmanlığı olarak göstermek demokratik tartışmayı ortadan kaldırır. Hele bunu Alevilik kimliği üzerinden yapmak, barışın değil kutuplaşmanın dilidir.

Bir taraftan barıştan söz edip diğer taraftan Aleviliği “Ali’li–Ali’siz”, “geleneksel–Marksist” gibi kavramlarla dışarıdan tarif etmek ciddi bir çelişkidir. Bir taraftan çoğulculuktan söz edip diğer taraftan Alevilerin hangi inanç anlayışının doğru olduğuna karar vermeye kalkmak da ciddi bir çelişkidir. Bir taraftan eşitlikten söz edip diğer taraftan Alevileri başka bir inancın ölçüleri üzerinden sınava tabi tutmak ise Alevilerin eşit kimlik talebini yok saymaktır. Irkçı ve tekçi zihniyetin özü zaten budur: Farklı olanı eşit kabul etmek yerine kendine benzetmeye çalışmak ve buna direnenleri sorun haline getirmek.

“Aleviler Onun Alevilik Tarifine Uymak Zorunda Değildir”

Altan Tan’ın artık yüzleşmesi gereken gerçek şudur: Aleviler onun inancına mensup olmak zorunda değildir. Onun Ali anlayışını benimsemek zorunda değildir. Onun Alevilik tarifine uymak zorunda değildir. Aleviler başka herhangi bir inancın şemsiyesi altında kendilerini tanımlamak zorunda da değildir. Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu savunmak suç, sapma veya siyasi tehdit değildir, Alevilerin en temel inançsal hakkıdır. Aynı şekilde Alevilerin demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren sol, sosyalist ve demokrat kesimlerle dayanışması da suçlama konusu yapılamaz.

Altan Tan ve onun gibi tekçi zihniyetlerin Aleviler konusunda sürekli aynı kavramlara dönmesi, aslında Aleviliğin kendi kendisini tanımlama hakkıyla yaşadıkları sorunu görünür hale getirmektedir. Aleviler kendi inançlarının başka bir dinin kolu olmadığını ve kendine özgü bir inanç olduğunu söylediklerinde hedefe konuluyorsa, sorgulanması gereken Aleviler değil, Alevilerin kendilerini özgürce tanımlama hakkını kabullenemeyen anlayıştır. Alevileri solcularla, sosyalistlerle veya demokratik toplum güçleriyle yan yana geldikleri için hedef göstermek de aynı tekçi anlayışın ürünüdür.

“Aleviler Kendilerini Kendileri Tanımlar”

Aleviler başkalarının kendileri hakkında verdiği hükümlere göre kimlik taşımak zorunda değildir. Aleviler kendilerini kendileri tanımlar. Alevilik kendi yolu, erkanı, cemleri, semahı, ikrarı, rızalık öğretisi, bâtıni hakikat anlayışı, tarihsel belleği ve inanç dünyasıyla vardır. Başka bir inancın iznine, herhangi bir siyasetçinin onayına veya dışarıdan verilecek bir “gerçek Alevilik” belgesine ihtiyacı yoktur. Alevilik başka bir inancın gölgesinde tanımlanmak zorunda değildir, kendi başına, kendi değerleriyle ve kendi inançsal bütünlüğüyle vardır. Bununla birlikte Aleviler, dün olduğu gibi bugün de demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barıştan yana olan bütün toplumsal güçlerle yan yana durmaya, ortak mücadele yürütmeye devam edecektir.

“Aleviliği Tanımlamak Altan Tan’ın Haddi Değildir”

Aleviliği tanımlamak Altan Tan’ın haddi değildir. Alevilerin bâtıni Ali anlayışını kendi inancının zahiri ölçüleriyle sınamak Altan Tan’ın haddi değildir. Aleviliği başka bir inancın kalıpları içine sıkıştırmak Altan Tan’ın haddi değildir. Alevilerin kendine özgü bir inanç olduklarını savunmalarını siyasi etiketlerle değersizleştirmeye çalışmak Altan Tan’ın haddi değildir. Alevileri “Türk solu”, “Marksistler” veya başka demokratik toplum kesimleriyle yan yana geldikleri için zan altında bırakmak da Altan Tan’ın haddi değildir. Hele tarih boyunca ırkçı, tekçi, inkarcı ve asimilasyoncu anlayışların ağır bedellerini ödemiş Alevileri siyasi tartışmaların hedefi haline getirerek barış konusunda sorgulamak hiç Altan Tan’ın haddi değildir.

Alevilik vardır, Alevilik haktır ve Alevilik kendine özgü bir inançtır. Bu gerçek Altan Tan’ın da, onun gibi ırkçı ve tekçi zihniyetlerin de kabulüne bağlı değildir. Aleviler kendi inançlarını kendileri tanımlar; demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barıştan yana olan bütün toplumsal güçlerle de kendi iradeleriyle dayanışır. Alevilerin kendi inançlarını, bâtıni hakikat anlayışlarını ve toplumsal duruşlarını belirleme hakkını kabullenemeyen hiçbir anlayışın Alevilere ne Alevilik öğretmeye ne de barış dersi vermeye hakkı vardır.

28.08.2026

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir