Her şeyden önce Aleviliğin geleceğe taşınması, yıllardır yoğun emekle sürdürülen bu mücadeleyle ve üretilen değerlerle sağlanacaktır. Bu gerçekliğe değer biçmek mücadeleyi geliştirmek için gerekli ve zorunludur.

✍️ Aziz Tunç

Alevi toplumu hem sürdürdüğü mücadelesiyle hem değiştirme ve etkileme gücünden dolayı, son yılların çok tartışılan toplumlarından biri olmuştur. Söz konusu tartışmalar üç kaynakta sürdürülmektedir. Birincisi, Alevi toplumunun ve kurumlarının kendi içlerinde veya birbirleriyle sürdürdükleri tartışmalardır. İkincisi, başta devlet olmak üzere Alevi düşmanlarının yürüttüğü, tartışmadan çok saldırılar söz konusudur. Üçüncüsü de Alevilerin dostu olan kurum ve çevrelerin yaptığı, daha çok geliştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlayan tartışmalardır.

Tartışmalar hem yapıldığı çevre hem de içerik açısında birçok konuyu kapsamaktadır. Devletin saldırıları, ayrı bir konu olarak her dönem yazılması gereken konulardır. Alevi dostlarının yaptıkları tartışmaların, daha çok yararlanılması gereken düzeyde olduğu belirtilebilir.

Ancak Alevi kurum yöneticilerinin, yazarların, akademisyenlerin ve kanaat önderlerinin gerek kurumlarda gerek kamuoyuna açık ortamlarda çok sık yaptıkları bir değerlendirme vardır ki önemlidir ve üzerinde durulması gerekmektedir.

Söz konusu tartışmada, öz itibarıyla “Aleviler kurumlarını, sürdürülen hak mücadelesini, inançlarını ve ritüellerini yeterince sahiplenmiyorlar. Sürekli ve sistemli olarak asimilasyon yöntemiyle İslam içine çekiliyorlar ve orada eritiliyorlar.” denilmekte, ayrıca daha birçok eksiklik sayılıp dökülmektedir.

Gücünü yaygınlığında alan bu iddiaya göre Aleviliğin ve Alevilerin geleceğinin büyük risk ve tehlike altında olduğu altı çizilerek belirtilmekte ve böylece iddiaya nokta konmaktadır.

Alevi Toplumunun Tarihsel Süreçte Yaşadığı Değişim

Öncelikle bütün toplumlarda olduğu gibi, Alevi toplumu da tarihsel süreç içinde çeşitli değişiklikler yaşamıştır. Toplumlar bazen daha çok örgütlü ve daha çok mücadele eden bir konumdayken bazen de dağınık ve durgun olabiliyorlar. Bu durumu belirleyen, ilgili toplumda veya dışında kaynaklanan birçok etken bulunmaktadır.

Alevi toplumundan da dönemsel olarak farklı gelişmeler yaşanmıştır. Özellikle ortaçağ boyunca Aleviler, Osmanlı Devleti’ne tabii olmayan bir toplumsal yaşam sürdürmüşlerdir. Cumhuriyet öncesinde Osmanlı toplumu Alevilerin örgütlü yapısını parçalayarak Alevi asimilasyonunu ileri bir noktaya taşımıştır.

Cumhuriyetle birlikte Alevileri bastırma, asimile etme süreci, farklı biçimlerde sürdürülmüştür. Böylece 1826’lardan 1960’lara kadar geçen dönem içinde Aleviler, hep baskı ve zorbalık görmüşlerdir. Bu sürede Alevilerin dergâhları ellerinde alınarak kurumsal varlıkları yok edilmiştir. Kitlesel ve inançsal görünürlükleri engellenmiştir.

Buna rağmen Aleviler, “Alevilik ve biz Aleviler ne olacağız” kaygısını yaşamak yerine, ısrarla inançlarını sürdürmüşler ve bu durum uzunca bir süre böyle devam etmiştir.

Örgütlenme ve Hak Mücadelesinde Yeni Dönem

Yaklaşık 30- 40 yıl önce Alevi toplumu, tarihi bir adım atarak, örgütlenmeye ve inancını fiili biçimde özgürce yaşamaya yönelmiştir. O gün bugündür Aleviler, devletin çok yönlü baskılarına rağmen, bulundukları her yerde dergahlarını kurmuşlar ve geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Gelinen noktada Alevi toplumu, özellikle Türkiye ve Kürdistan’da ve dünyanın her tarafından demokratik hak alma mücadelesinde en etkili toplumsal gruplardan birisi durumundadır. Aleviler, kurumları aracılığıyla ve gelişmiş demokratik refleksleriyle, kendilerine yönelik baskılar ve saldırılar başta olmak üzere, her türlü anti- demokratik tutuma karşı ellerinde geldiğince, mücadele etmektedirler.

Bu noktada yaşanan eksiklik ve yanlışlıkları, topluma veya kurumlara mal etmek yerine, yöneticilerin kendilerini geliştirmelerinin vesilesi olarak değerlendirmek gerekir.

Alevilerin mevcut durumunun özetinin özeti böyledir.

Alevilerin Mevcut Durumu Hangi Kriterlerle Değerlendirilmeli?

Bu duruma dair bir değerlendirme yapılacaksa önce bir kriter belirlemek gerekiyor. Değerlendirmenin doğru kriteri, dönemin sosyal- siyasal, kültürel durumu, toplumsal hak alma mücadelelerinin düzeyi, içeriği ve gündemi olabilir. Böylece Alevilikle ilgili eksiklerin, yanlışlıkların tartışılması hakkaniyetli ve objektif olacaktır.

Bu anlamda ülkedeki ezilen toplumsal grupların durumu ile Alevilerin durumuna bakmak gerekiyor. Buna göre içinde bulunulan ülke ve dünya koşullarında Aleviler, hangi toplumsal gruptan daha geridirler. Ya da hangi toplumsal grup Alevilerden daha kitlesel, daha tutarlı bir sosyo- politik tutum içindedir. Bu soruların cevapları aranarak gerekli değerlendirme yapılabilir.

Dünyanın ve ülkenin hal-i pür melali ortadadır. Bugünün dünyası ve ülke, 1980’lerde değiştirmek için ölümüne mücadelelerin verildiği dünyadan ve ülkeden daha çok insanlık dışı bir noktadadır.

Alevilerin Örgütlülüğü ve Mücadele Potansiyeli

Bu koşullarda Alevilerin örgütlülüğü ve mücadele düzeyi, bölgenin en örgütlü halkı olan Kürtlerden sadece bir noktada farklıdırlar. Onun dışında benzer düzeyde bir örgütlülükleri ve mücadele potansiyelleri bulunmaktadır.

Aynı şekilde Alevilerin toplumsal gücü ve etkisi, yeni bir dünya kurma mücadelesi yürüten ve bu nedenle en yayın ve en şiddetli baskılara maruz kalan devrimci kurumların mücadele ve örgütlenme düzeyinde geri değildir.

Yine Alevilerin hak alma mücadelesindeki konumları, toplumun en örgütlü gücü olan ve tarihsel, sosyal ve siyasal olarak en değiştirici imkanı, yani üretim gücünü elinde tutan ve 1980’lerde, MESS adlı soygunculara karşı direnen ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yeniden kurulmasını engelleyebilen işçi sınıfı, bugün onların hiç birisini yapamamaktadır. Toplumun en dinamik kesimi olan gençliğin ve en çok ezilen kadınların mücadelesi ve örgütlenme düzeyi de aynı şekildedir.

Görüldüğü gibi Alevilerin örgütlenme ve mücadele düzeyi, dönemin koşulları göz önüne alınarak ele alındığında, farklı bir noktayı göstermektedir.

“Aleviliğin Geleceğine” Dair Kaygılar ve Mücadelenin Değerleri

Buna rağmen Alevilik adına yaşananlardan kaygı durulması son derece anlamlı ve değerlidir. Ancak bu kaygılara dikkat çekmek, eksiklikleri ve yanlışlıkları eleştirmek için, binbir güçlükle ve büyük fedakarlıklarla yaratılmış olan değerlere özensiz yaklaşmak doğru değildir.

Her şeyden önce Aleviliğin geleceğe taşınması, yıllardır yoğun emekle sürdürülen bu mücadeleyle ve üretilen değerlerle sağlanacaktır. Bu gerçekliğe değer biçmek mücadeleyi geliştirmek için gerekli ve zorunludur.

Bütün bunlar göz önüne alınarak demokratik Alevi hareketi, yaptıkları ve eksiklikleri üzerinde değerlendirildiğinde, ibre Alevi hareketinin lehine bir noktayı işaret etmektedir.

“Alevilik ve Aleviler Hep Olacaktır”

Elbette bu değerlendirme Alevi örgütlenmesinin ve mücadele düzeyinin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Bu toplumun örgütlenme ve mücadele düzeyinin ciddi eksiklikler taşıdığı, yeterli olmadığı açıktır.

Burada anlatılmak istenen, eksikliklerin ve yetmezliklerin, güven sarsan, motivasyonu bozan, umutsuzluğa ve karamsarlığa sürükleyen bir noktada ele alınmaması gerektiğidir. Bu yaklaşım hem gerçekçi değildir hem de kaybettiren bir sonuç yaratmaktadır.

O nedenle demokratik Alevi hareketinde mükemmellik beklemek, bu yok diye Alevilikte umut kesmek doğru olmayacaktır. Tam tersine gerek ülkemizde ve bölgemizde gerek dünyada, bunca zulüm, bunca haksızlık ve sömürü varken, Alevilik ve Aleviler, hep olacaktır.

Çünkü insanlık, eşitlik, adalet ve özgürlük adına elde edilen her kazanımda Aleviliğin ve Alevilerin, mutlaka ama mutlaka katkısı olacaktır.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

One thought on “Alevi Toplumu ve Kurumları: Mevcut Durum, Mücadele ve Gelecek”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir