Birkaç gün önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin düzenlemiş olduğu anmaya katılan Sabahat Akkiraz’ın son zamanlardaki çıkışlarına paralel olarak yaptığı açıklama bir kez daha sanatçı kimliğine bir rest olmasının yanında katıldığı kurumun düşünce değerleri ile örtüşmekten uzaktır.

✍️ Zarif Laçin

Hangi partide yer aldığının ya da hangi partiyi savunduğunun, hangi inanca mensup olduğunun ötesinde insanları asıl şekillendiren, onların toplumda yer edinmesini ve topluma değer katmasını sağlayan ilk şey, hangi ahlaki fikri taşıdığı ya da o fikirle evrene ve toplum değerlerine nasıl baktığıdır. Kime, neyi, nasıl kattığıdır. Üstelik bu kişi ya da kişiler göz önünde olan, topluma yön veren, üreten, belli bir sanat örgüsünü ören, yaşatan, ona yeni bir bakış açısı getiren sanatçılar ise çok daha önem arz ediyor bu durum. Kalabalık ve aynı zamanda çok farklı fikirlere sahip insanların oluşturduğu toplulukların aklını meşgul eden kişilerdir sanat erbabları. Üretici olmak, ürettiğini topluma serpmek, toplumda gelişme, olumlu düzeyde dönüşme ve süreklilik sağlamak insanlığa da büyük bir hizmettir aynı zamanda.

Ve üretimin en hassas noktasını sanat ile ilgilenen kişiler oluşturur. Bir ressam kendi eserini yaratırken tüm dünyayı resmeder. Aynı zamanda farklı bir gözle eserini yorumlayan insanları ele alır ve onlara ortaya koyduğu eserini ulaştırma hedefini taşır ve o mantıkla yola çıkar. Bu yorumlama insanları geliştirirken, ressam için de bir sonraki eseri için ayna olur. Bir yazar edindiği bilgiler ışığında fikirlerini kaleme dökerken, dünyanın öbür ucundaki en az bir insana ulaşabilme hedefini ortaya koyar. Dolayısıyla; anlaşılır olan ve kabul gören bu anlayış bütün meslek grupları için de geçerlidir. Sağlık, ekonomi, sanat ve eğitim alanında ortaya çıkan her olumlu gelişme o ülkenin gelişmesi yönündeki engelleri ortadan kaldırır ve iletişim düzeyini de değerlendirirsek, dünya üzerinde yaşayan insanlar üzerindeki etkisiyle de doğrudan ilgilidir. Unutulmamalı; Bir toplumun gelişmesi, değer kazanması hangi alanda ne kadar geliştiğiyle ölçülüdür.

Dar alana sıkıştırılan renksiz her fikir önce çürümeye sonra yok etmeye başlar. Bu anlayışın taşıyıcısı olan her insan buna hizmet etmekten öteye gidemez. Üstelik insanlığın gelişmesinin önünde korkunç derecede paslı bir engeldir.

Bir ses sanatçısı için de bu durum geçerlidir.

“Sen gel, öbürü gelmesin” anlayışı, sanatı ve onu ortaya koyan sanatçısını dar bir alana sıkıştırır ve yok eder. Bu yanlış mantık hesabı bir başka topluma yönelik; kin, nefret, öfke ve ırk zülmüne dönüşür. İnsanlar arasında adeta bir zehir haline gelir ve sanatıyla birlikte sanatçısını da öldürür. Ülke geleneğimizde, bunun birçok örneğini gördük ve yaşadık.

Sesiyle, tınısıyla ezgilere renk katan ses sanatçılarının sesinin güzelliğinin yanında o eseri sanatçı tavrıyla nasıl ortaya koyduğu bir o kadar önemlidir. Elbette her sanatçının sesiyle sözleri yürütmenin yanında bir de ideolojik, toplumsal, sosyal fikirleri ve farklılıkları vardır. Bu farklılık ötekinin celladı olmadığı sürece hiçbir sorun yok. Aksine, bir bahçede rengarenk açan birer çiçek olmak gibidir. Fakat o bahçede zehirli bir ot bitmeye görsün. Bahçedeki tüm çiçekler için tehlike kaçınılmaz hale gelir.

Birkaç gün önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin düzenlemiş olduğu anmaya katılan Sabahat Akkiraz’ın son zamanlardaki çıkışlarına paralel olarak yaptığı açıklama bir kez daha sanatçı kimliğine bir rest olmasının yanında katıldığı kurumun düşünce değerleri ile örtüşmekten uzaktır. Sanatçı yer aldığı etkinlikte ses sanatçısı kimliğini üzerinden atmadan, insanları kin, nefret ve öfkeye teşvik etmekten uzak sanatını icra etmekle mükelleftir. Siyasetin aktörlüğüne bürünerek ayrıştırmak ve üstelik ayrıştırdığı kesimin desteğiyle beslenerek bir kimlik kazanmak ne ahlakidir ne de o toplumun sevgi, hoşgörü ve birlik olma felsefesinin evrensel değerleri ile paraleldir…

Bunlar olup biterken geçmişin takvim yapraklarında; Sinemadan tutun, birçok Yazar,  Akademisyen, Gazeteci, Besteci, Şair ve bu toplum için gerçekten bir sanat ortaya koyan sanatçıların kimlikleri üzerinden uğradığı saldırılar, yaşadığı sürgünler ve sonrasında gelen ölümler hafızalarda yargılanmaya ve ödenen bedellerle bu zihin çukurunda çürümeye devam ediyorlar bunların aksine. Tahammülsüzlüğün sınırında aynı coğrafyada faklı bedellerin ödenmesinin nedeni de işte bu kirli aklın sonucudur.

Peki herkes sanatçı olabilir mi?
Bana göre olamaz, olmamalı da.
Bu ölçüyü koyacak olan bilinçli ve nitelikli toplumların kendisidir. 
Herkes her şey olabilseydi herkes hiçbir şey olurdu.

Farklı görüşlere duyulan tahammülsüzlüğün şekillendirdiği insan, kendi dar alanında öfke ve kinle beslenir. Beslendiği o anlayışla şekillenir ve her fırsatta saldırganlaşır, yok saymak ve yok etmek üzerine kurulu birer kirli bir zihin yapısına dönüşür. Bu us tutulmasına kapılan insanlar bahçeye ektiği her zehirli otla, evrensel yaşam döngüsünün de sonu olur…

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir