Kadınlara Tecavüz Bir İnsanlık Suçudur, Utancı Devletlere Aittir

Yasalara, mahkeme kararlarına ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine göre çıplak arama, taciz, tecavüz insanlık suçudur. Bu suçların failleri için zamanaşımı kurallarının uygulanması mümkün değildir.

✍️ Avukat Zeki Rüzgar

Cihatçı HTŞ çetelerinin Rojava’ya dönük saldırılarına karşı Kürt halkı ile dayanışmak amacıyla Türkiye’ye gelen aktivist grupta yer alan Paula Maier, geri gönderme merkezinde tecavüze uğradığını açıkladı.

Paula Maier, sadece Kürt halkıyla dayanışma amacıyla Türkiye’ye gelmişti. Arkadaşlarıyla birlikte, Rojava’da katliam ile karşı karşıya gelen Kürt halkına ses olmak, seslerinin Avrupa’dan duyulduğunu göstermek istiyorlardı. Büyük suçu buydu.

Paula Maier Açıklamasında Unutulmaz Dersler Veriyor

Paula Maier, başına gelenleri şöyle anlatıyor:

“Devletler bedenlerimizi siyasallaştırıyor ve onları yeniden kendimize mal etmek bizim görevimiz. Utanç taraf değiştirmeli.”

“Mardin’e doğru giderken otoyolda askerler tarafından özellikle seçildik. Kenara çekildik ve gözaltına alındık. Gözlerimizi kapatmamıza, uyumamıza, yaslanmamıza ya da oturmamıza izin verilmedi.”

“Bizi tekmelediler ve dövdüler, bazen bilincimizi kaybedene kadar. Hakarete uğradık. Üzerimize tükürüldü. Örgülü saçlarımız polislerin bacaklarının arasına sürtüldü ya da kökünden koparıldı.”

“Zorla bize, Kürt kadın savaşçıların işkence edilirken çekilmiş videolarını izlettiler.”

Yasalara, mahkeme kararlarına ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine göre çıplak arama, taciz, tecavüz insanlık suçudur. Bu suçların failleri için zamanaşımı kurallarının uygulanması mümkün değildir.

“Hücre hapsinde olduğum sırada bir Türk görevli tarafından tecavüze uğradım.”

“Bu deneyimi başka birçok kadınla paylaşıyorum. Bu yalnızca benim hikâyem değil. Birçok kadının hikâyesi ve her şeyden önce cinselleştirilmiş şiddete karşı mücadeledir.”

“Bu mücadele biz kadınları birleştirir ve ortak tarihimizdir. Bu deneyimleri bir direniş tarihine dönüştürmek hepimizin görevidir.”

“Dünyanın her yerinde esaret altındaki kadınlar işkence görüyor ve tecavüze uğruyor.”

“Cinselleştirilmiş şiddet biz kadınlara yönelik siyasi bir saldırıdır ve buna siyasi olarak yanıt vermeliyiz.”

“Son olarak şunu vurgulamak benim için önemli: Bu deneyimler beni kıramayacak. İyi günler var, kötü günler de var. Kendimi iyi hissetmediğim ve yaşadıklarımın beni ezip geçtiği.”

“Bu deneyimlerle tek başıma başa çıkabileceğimi iddia etsem, kendime yalan söylemiş olurdum ama biz yoldaş kadınlar olarak birlikte durduğumuz sürece, yoldaş kadınlar olarak mücadelemizi sürdürdüğümüz sürece, biliyorum ki baskılara boyun eğmeyeceğiz.”

Gözaltında Taciz Ve Tecavüz Bir Siyasal Tercihtir

Bu sözler Paula’nın ne kadar güçlü, ne kadar cesur bir kadın olduğunun göstergesi. Aynı zamanda onu dinlerken, yaşadıklarının sadece basit bir işkence olmadığının, zulüm düzeninin bir siyaseti olduğunu çok net anlıyorsunuz.

Paula, sözlerini öylesine hassas, öylesine parlak bir bilinçle seçmiş ki onu dinlerken yaşadıklarının ağırlığı altında insan eziliyor. Ancak hemen sonraki çağrısıyla, bu işkence ve zulüm düzenini yıkmak için ihtiyacınız olan tüm cesarete sahip oluyorsunuz.

Tecavüz Suçunun Utancı Devlet Yetkililerinindir

Paula, aynı zamanda yaşadıklarının utancını üstüne almıyor, sahiplerine iade ediyor. Çünkü onun yaşadıklarından utanması gerekenlerin işkencecileri olduğunu çok doğru bir şekilde anlatıyor.

Avrupa’dan Türkiye’deki insan hakları mağdurları için dayanışmaya gelen heyetler birçok defa gözaltına alınmıştır ama tüm avukatlar bilir ki bu heyet üyelerine gözaltında çok ihtimam gösterilir ve mümkün olduğunca mağdur edilmelerine engel olunur.

Paula ve arkadaşlarına uygulanan işkence, taciz ve tecavüzlerin nedeni, Türkiye’de yaratılan Kürt düşmanlığı ile birlikte kadınların siyasal olarak yok sayılmasına, her gün sokaklarda öldürülmesine izin veren siyasal anlayışın görevlilere nasıl cesaret verdiğinin açık göstergesidir.

Paula’nın Yaşadıkları Münferit Bir Olay Değildir

Avrupalı bir kadının yaşadıkları bunlar ise sizi kimsesiz Suriyeli, Afganistanlı, Afrikalı, Pakistanlı kadınların bu geri gönderme merkezlerinde, karakollarda yaşadıklarını hayal etmeye davet ediyorum.

Anadolu’nun ücra bir köşesinde yaşayan kızların, kadınların yaşadıklarını bir düşünün. Hele ki Hakkari’nin, Şırnak’ın, Silopi’nin, Cizre’nin ücra köşelerinde yaşayan kadınların. Hele ki eline silah alıp dağlarda ele geçirilmiş olan kadınların yaşadıklarını düşünün. Ki Paula, bu kadınlara uygulanan işkencelerin askerî karakolda kendilerine izlettirildiğini söylüyor.

Demek ki yaptıkları nedeniyle hiçbir görevli endişe duymuyor, hatta bunları kaydediyorlar. Sonra da bu görüntüleri insanlara izletip onları korkutmak için kullanıyorlar.

Görevlilerin bu cesareti kişisel tercih değildir. Devletin her kademesinin bilgisi ve onayıyla bu işkencelerin yapıldığının göstergesidir.

Çünkü kadınların işkence, taciz, tecavüze uğraması ile sokak ortasında öldürülmesine izin verilmesi tam anlamıyla siyasal, politik bir anlayışın ürünüdür. Devlet politikasıdır.

Rojin Kabaiş Ve Gülistan Doku Cinayetleri Sadece Birer Örnek

Rojin Kabaiş’in başına gelenler sadece bir örnek. Devletin tüm kurumları suçu gizlemek için el birliği yapıyorlar. Aylardır soruşturma bir adım ilerlemiyor.

Hele ki Gülistan Doku cinayetinin ayrıntıları adeta kan donduruyor ve Kürt illerinde yaşanan hukuksuzlukların neden ortaya çıkmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Devletin tüm yetkilileri bir cinayete ve cinayetin izlerinin ortadan kaldırılması konusunda seferber olmuşlar.

Valisinden emniyet müdürüne, hastane başhekiminden polisine, korucusuna, adli tıp uzmanından bilişimde görevli yetkililere kadar herkes iş birliği yapmış. El birliği ile bir cinayeti gizlemişler ve delilleri ortadan kaldırmışlar.

Bu Tunceli’deki (Dersim’deki) iş birliği, sadece üzerine gidilen ve feda edilebilen bu yetkililer için geçerli değil. Elazığ’da, Kars’ta, Van’da, Batman’da, Şırnak’ta, Diyarbakır’da (Amed) aynı suçlar her gün yeniden işleniyor. Çünkü Kürt illerinde bir politika olarak devletin tüm aygıtları iş birliği içinde hukuksuzluğu bir yöntem olarak kullanıyorlar. Hiçbir sınır yok.

Gözaltında Taciz Ve Tecavüz Bir Türkiye Gerçeğidir

Birçok defa kadınların çıplak ve uygunsuz aramalara maruz kaldığı Meclis’te tartışıldı. Ancak her defasında iktidar ortakları bu iddiaları reddetti ve araştırılmasını engelledi. Bugün iktidarın AKP’de olduğuna bakmayın, hiçbir parti iktidarında kadınların yaşadığı bu işkence ve tecavüzlerin failleri cezalandırılmadı. Adalet Partisi, ANAP, CHP, MHP, Refah Partisi; hiçbiri iktidarları sırasında bu suçlarla mücadele etmedi. Engellemek için bir çaba sarf etmedi.

Avukatlar ve insan hakları örgütlerinin çabalarıyla birçok kadının jandarma ve polis karakollarında işkence ve tecavüze uğradığı belgelendi. Ancak bugüne kadar çok az sayıdaki dava dışında ceza alan tek bir görevli yok.

Çünkü taciz ve tecavüz; insanların kişiliğini parçalayan, onları tamamen teslim alan, bütün inandıklarından vazgeçirebilen en önemli işkence yöntemlerinden biri. Bu nedenle de hiçbir iktidar bu silahı devletin elinden almaya çalışmadı bile.

Gözaltında Taciz Ve Tecavüzlerin Tek Mağduru Kadınlar Değildir

Çıplak arama, taciz ve tecavüz onlarca yıldan beri Türkiye’nin bir gerçeği. Bir işkence yöntemi olarak hep uygulana geldi.

Üstelik bu uygulamalara sadece kadınlar maruz kalmıyor. Erkekler, çocuklar da bu uygulamalardan nasibini alıyor.

Fakat daha çok kadınlar bunu dile getirme cesareti gösteriyor. O nedenle kadınların mağdur olduğu uygulamalar daha çok kamuoyuna yansıyor.

Kadınlara karşı işlenen tecavüz suçlarının failleri genelde üst rütbeli yetkililer iken, erkeklere cinsel işkence yapması için özel olarak yetiştirilen görevliler var. Bunlara “Taşşakçılar” deniliyor ve Türkiye’deki her Terörle Mücadele Şubesinde bunlardan en az bir tane var.

Kürt İllerinde Taciz, Tecavüz Ve Öldürme Teslim Alma Yöntemi

Kürt illerinde durum çok daha vahim.

Her gün asker, polis ve korucuların taciz ve tecavüzüne uğrayan onlarca kadın var.

Son dönemlerde fuhuş ve uyuşturucu çeteleri de Kürdistan’ın tüm illerine yayılmış durumda. Halk bu çetelerle mücadele ederken, polis ve asker onları koruyor. Halkın bu çetelere karşı örgütlenmesini engellemek için devletin tüm kurumları ellerinden geleni yapıyor.

Kadınların ve kızların fuhuş çeteleri tarafından fuhuşa sürüklenmeleri, çocukların uyuşturucuya alıştırılması adeta bir siyasal proje olarak uygulanıyor.

Türkiye’nin geri kalanında da durum farklı değil. İstanbul’un ortasında bile Haklar ve Özgürlükler Derneğinin uyuşturucuya karşı mücadelesi sırasında üyelerinden Ferit Gedik isimli genç, 30 Eylül 2013 tarihinde silahla öldürülmüş, üç arkadaşı ise yaralanmıştı. Katilleri hâlen hak ettikleri cezalara çarptırılmış değil.

Hatta gözaltına alınan uyuşturucu çetelerinin üyesi katiller, “Ben terörist öldürdüm” diyerek emniyette kendilerini savunmaktan sakınca görmüyorlar. Hatta bu ifadeler tutanaklara özellikle geçiriliyor ki yargılama sırasında onlara ayrıcalık tanınsın.

Kürt illerinde ise “Ama onlar da terörist” savunması her zaman geçer akçe bir savunma. Bu savunmayı yapıp ceza alan yok.

Taciz Ve Tecavüz İle Mücadele Halkın Değil, Devletin Sorumluluğundadır

1998 yılında Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların idare mahkemesine yaptığı başvuru sonucunda, “Gözaltı Yönetmeliği”nde değişikliğe gidilmişti.

O zamana kadar çıplak arama, çocukların Terörle Mücadele Şubelerinde avukatsız ifadelerinin alınması uygulamasına yönetmelik izin veriyordu. Dava sonucunda yönetmelik değiştirildi. Ancak anlaşılan, yönetmeliğe rağmen uygulama geri getirilmiş.

Gerçi bütün devletlerde olduğu gibi Türkiye’de de yasaların uygulanıp uygulanmayacağı konusunda siyasal anlayış belirleyicidir. Yasalarda ne yazdığı, uygulayıcılar için hiçbir zaman önem arz etmemektedir.

Yasalara, mahkeme kararlarına ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine göre çıplak arama, taciz, tecavüz insanlık suçudur. Bu suçların failleri için zamanaşımı kurallarının uygulanması mümkün değildir.

Bu suçların ortadan kaldırılması devletin sorumluluğundadır.

Bu suçların ortadan kaldırılabilmesi için devletin politikalarını değiştirmesi şarttır.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir